• BIST 106.932
  • Altın 141,898
  • Dolar 3,5303
  • Euro 4,1123
  • Samsun 26 °C
  • Ankara 30 °C
  • İstanbul 28 °C
  • Trabzon 23 °C

15 Temmuz Cunta Darbesinin CEO’su Kim? “ANTİDARBE”

Engin KONYALIGİL

Türkiye 15 Temmuz’u 16 Temmuz akşamına bağlayan gecede esrarengiz ve bir o kadar da korkutucu bir gece yaşadı. Türk Silahlı Kuvvetleri’nin içerisindeki bir grup asker darbe yapmaya kalkıştı. Planlanan darbenin, geçmişte yapılmış darbelerden ayrılan bazı özellikleri hemen göze çarpmaktaydı. Cumhurbaşkanı, Başbakan, Kuvvet Komutanları MİT vb. stratejik öneme sahip kişileri görevden uzaklaştırmak yerine sanki bir intikam duygusuyla, gözü dönmüşçesine öldürme girişimleri ayrılan bu parçanın en önemli nüansıydı.

15 Temmuz akşamı, bir daha yaşamak istemeyeceğimiz anlara hep beraber şahit olduk. Meclisin bombalanması, haber ve yayın organlarına yapılan baskınlar, sivil vatandaşların üzerlerine açılan ateşler ve sonucunda yitirdiğimiz vatan evlatları…

Peki, gerek ülkemizin geçmiş tarihinde, gerekse dünyada meydana gelen darbe girişimlerinin hemen hemen hepsi cuntacıların isteği neticesinde sonuçlanırken, 15 Temmuz gecesi gerçekleşen darbe girişimini cuntacıların aleyhine sonuçlandıran olaylar dizisi nelerdi?

Bir Darbenin Olmazsa Olması Başkomutanın Etkisiz Hale Getirilmesi

Cuntacıların tüm darbe girişimlerinde yaptıkları ilk işlem ülkenin Cumhurbaşkanı’nı rehin almak, etkisiz hale getirmek olmalıydı. Yeni dönem cuntacıları da aynen böyle yaptı. Fakat askeri üstlerdeki olağan olmayan hareketliliği önceden fark edip Genelkurmay’ı ve Cumhurbaşkanlığı’nı uyaran MİT olası bir suikast girişimini de önlemiş oldu. Suikast diyorum çünkü amaçlarının rehin almak değil de öldürmek olduğu otele yapılan saldırıdan açıkça anlaşılmaktaydı.

Ayrıca Cumhurbaşkanımızın bizzat kendisinin yaptığı açıklamaya göre öncesinde ve sonrasında atılan adımların hepsini takip edildiğinin ifade edilmesi cuntacıların silahlı kuvvetler içerisinde de bütünlüğü sağlayamadığının, ordu içerisinde vatansever asker grubunun darbeye karşı tavır sergilediğinin bir göstergesi olarak karşımıza çıkmıştır.

Gölbaşı Özel Kuvvetler Komutanlığ’ının Ele Geçirilme Girişimi

Cuntacılar aynı saatlerde bizlerin bildiği adıyla Borda Bereliler’in komutanlığını ele geçirmek için ÖKK’ ye girdi. Cuntacılar ile ülkesini seven askerler arasında çıkan çatışmada haber kaynaklarına göre asker, askere kıyıp, bir çok şehit verildi. Cuntacı ve ekibi püskürtüldü. Olan vatan evlatlarına oldu.

TRT ve Özel Yayın Kuruluşları Ele Geçirildi

Yine bir darbenin olmazsa olmazı TRT de okunacak darbe bildirgesi ve geçmişte görüp kulak aşikârlığı olduğumuz boğuk bir sesin ordunun yönetime el koyduğunu, sıkıyönetimin devreye gireceğini söylemesiydi. Ama bu öncekilerden oldukça farklıydı önceki dönemlerde bu bildiriyi okuyan mutlaka üst rütbeli bir subay olurdu. Ama bu işin arkasında kimin olduğu bile belli değildi. Kendilerini ‘’Yurtta Sulh Konseyi’’ olarak tanıtan bir grup, arkasında kendini açıklamaktan korkan bir cuntacı ekibi…

Erdoğan’ın Çağrısıyla Halk Sokaklara İnip Darbeye Dur Dedi

Cuntacıların planlayamadığı ve öngöremediği en önemli faktör halk direnişiydi. Olması gereken asker darbe yapar. Halk tedirgin olup pusardı ve herkes evlerine çekilirdi. Çünkü geçmiş darbelerin hepsinde böyle olmuştu. Ama Türkiye bu konuda tüm dünya ülkelerine örnek oldu. Halkın oylarıyla seçilmiş siyasileri zorbalık ve çağdışı yöntemlerle diskalifiye etmeyi kabul etmedi, demokrasisine sahip çıktı. Gelecek nesillere daha sağlıklı ve güçlü bir ülke bırakmak için direndi.

Özelikle Erdoğan ve dava arkadaşlarının TV kanallarının haber bültenlerine bizzat spikerlerin telefonundan bağlanarak halkı sokaklara çağırması darbecilerin planını alt üst etti. Evet, bu sebeple birçok kişi şehit olup acı bir şekilde can verdi. Ama unutmamak gerekir ki şayet o kutsiler askerin önüne “dur” demek için çıkmasaydı. Çok daha kötü sonuçlarla karşı karşıya kalacağımız kesindi. Sadece halk mıydı cuntanın önünde dimdik duran sivil toplum kuruluşları, medya, siyasi parti liderleri, iş dünyası gibi birçok kesim ortak bir akılla darbelerin artık demokratik ülkelerde yaşanmaması gerektiği hususunda ortak bir payda da birleşti. Kısacası darbeyi asıl püskürten milliyetçi, laik,dindar,solcusu ile fark etmeksizin vatanı ve demokrasi için kalbi atan Türk milletinin dirayeti ve kararlığı oldu.

Polis Teşkilatının Devletin Yanında Olması

Bilindiği üzere geçmiş dönemlerde polis teşkilatı içerisinde paralel bağlantısı olduğu düşünülen polis amir ve memurları 17-25 Aralık olaylarından hemen sonra vatana ihanet suçlamaları ile birlikte tutuklanarak ceza evine gönderilmişti. Birçoğu da görevlerinden uzaklaştırılmıştı.

Şayet o dönemde hükümet tarafından böyle bir girişim yapılmasaydı tıpkı Vatan Caddesi’ndeki emniyet müdürlüğünün önünde bekleyen tankın yanına kadar polis üniformasıyla gelip, tankın içerisine girdikten sonra asker üniformasıyla çıkan hain gibi gizli saklı destek verilecek. Veya yapılacak karşı operasyonlarda cuntacıların yanında yer alarak ülkeyi daha büyük bir çıkmaza sürükleyeceklerini söylemek çok da sanal olmazdı herhalde.

Bu sebeple vatanını seven devletinin yanında yer alan polis teşkilatını ayrıca kutlamak gerektiğini düşünmekteyim.

Diyanetten Yapılan Çağrı Sonucunda Selaların ve Ezanların Okunması

Yapılan darbe girişimi sırasında halkı birliktelik ve beraberlik içerisinde tutma misyonu olan Diyanet İşleri Başkanlığı tüm imamların cep telefonlarına mesaj gönderip milletimizin manevi rehberi olduğunu, yapılan her türlü hukuk dışı girişimlere karşı milletimize şiddete başvurmadan demokrasiyi ve hukuku savunmaya davet edilmesi şeklinde bir mesaj gönderdi. Eleştirilerin aksine yapılan bir partizanlık veya din sömürücülüğü değil, bilakis hepimizin özgürlüğünün simgesi olan minarelerden insanların birlik ve beraberliği için edinilen bir münacattı.

Ya Bunlara Ne Demeli

Halk arasında darbenin soyut ve somut etkisi başlar başlamaz arabalarının anahtarlarını alan benzinliklere akın etti. Market ve fırınların önünde kuyruklar oluşmaya başladı. Zaten amaç halkı galeyana getirip kargaşa çıkarmak, ülkeyi belki de bir ay ekmek bulamayacak fikrine sahip oldurmak değil miydi? Şükür ki kısa zaman içinde bu akıl karmaşalığı yerini bayraklarını ellerine alıp meydanlara koşan insanlara bıraktı.

Peki ya halkın arasına karışıp, sözüm ona darbe karşıtı gösteri yapıp, demokrasiyi koruduğunu söyleyip hiçbir günahı olmayan er ve erbaşlara yaptıkları işkenceye ne demeli? Sizin o vatan hainlerinden ne eksiğiniz var? Sizlerde benim ve bu ülkeyi seven birçok vatansever için aynı kategoride olduğunuzu unutmayınız.

Son olarak,

Vatan savunması sırasında şehit olan asker ve polislerimize ayrıca tank ve tüfeklerin önüne yatarak sehitlik mertebesine erişen vatandaşlarımıza rabbim rahmetiyle muamele etsin. Allah bizlere ve vatanımıza böylesine acılar bir daha yaşatmasın inşallah.

 

 

 

  • Yorumlar 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2008 Haber Exen | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0.362. 432 64 64 Faks : 0.362. 435 47 77