• BIST 90.383
  • Altın 144,409
  • Dolar 3,6117
  • Euro 3,9021
  • Samsun 10 °C
  • Ankara 16 °C
  • İstanbul 9 °C
  • Trabzon 11 °C

15 Temmuz Gecesi Samsun'da Yaşananlar

15 Temmuz Gecesi Samsun'da Yaşananlar
15 Temmuz Gecesi Samsun'da Yaşananlar

15 Temmuz gecesi çok uzundu. 

Evde eşimle sohbet ediyorduk. Öyle sıradan günlük sohbetler. 

Televizyon da klasik haliyle izlemiyorduk ama açıktı. Haber kanalı dışanda da bir şey izlemem. Bir ara son dakika haberi gözüme ilişti. Askerler İstanbul Boğazı'nı trafiğe kapattı, yazıyordu. 

O an "Allah'ım bizi şu terör belasından koru. Şimdi de Boğaz Köprüsü'nde mi sıra. İnşaallah bir sıkıntı yoktur" dedim. 

Kısa süre sonra Ankara semalarında jetlerin alçak uçuş yaptığı haberleri geldi. 

Daha önce 28 Şubat darbesini ve 27 Nisan e-muhtırasını yaşamıştım. Ancak askerlerin sokağa silahla indiği 1980'i hayal mayal hatırlıyorum. 

O an ne yapacağımı inanın bilemedim. Müthiş bir şok yaşadım. Demokrasiye fiili ya da başka türlü bir müdahaleyi kabul etmek mümkün değildi. 

İhanet şebekeleri harekete geçmişti. 

Bir taraftan ajansları diğer yandan da haber kanallarında canlı yayınları izliyorum. 

TRT'de askeri bildirinin okunmasıyla şokum daha da arttı. 

Seçilmiş, meşru bir hükümete başkaldırıya direnç göstermek hepimizin vatani borcu. Bu vatan Anadolu'nun bağrından kopup cepheye giden kınalı kuzuların kanlarıyla bağımsızlığını ilan etti. 

Ve artık; "Bağımsızlık kayıtsız şartsız Milletin"di. 

Bunu kimse değiştiremez. 

Bu darbeyi yine millet püskürtebilirdi. 

Bir süre sonra Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan, CNN Türk'te canlı yayına bağlandı. Darbecilere karşı direnmek için halkı görüş farkı gözetmeksizin Cumhurun başı sıfatıyla meydanlara çağırdı. 

O an, Yazı İşleri Müdürümüz Mustafa Bilik ile birlikte Samsun Cumhuriyet Meydanı'na doğru yola çıktık. 

İnsanların akın akın demokrasi nöbeti için Cumhuriyet Meydanı'na gittiğini gördüğümde bu alçakça darbe girişiminin, hainlerin hedeflerine ulaşamayacağını gördüm. 

Milletimizle gurur duydum. 

Bu milletin namluyu görünce evine çekilmediğine şahitlik ettim. 

O anları facebbook/haberexen hesabımızdan canlı olarak verdik.

O yayınlarda özellikle Türkiye Cumhuriyeti'nin kuruluşuna giden yolda meşale olan Samsun'da halkın demokrasi için Cumhuriyet meydanına koştuğunu anlattık.

Halkın, meşru hükümetine ve demokrasisine sahip çıktığını canlı canlı takipçilerimize ilettik.  İnsanlar bu yayını izlesinler ki evlerinde oturmasın Meydanlara insinler. İhanet şebekeleri hedeflerine ulaşamasın, milletimiz karşılarında dimdik dursun istedim. 

Bunda bir nebze bile katkımız olduysa ne mutlu bana. 

Birilerinin yaptığının aksine 15 Temmuz gecesi aklıma ne bankamatik ne akaryakıt istasyonu ne de başka kişisel bir tedbir gelmedi.

Tek kaygım demokrasiye uzanan ellerin kırılmasıydı. Biri 1 buçuk yaşında 3 çocuğum ve eşimi evde bırakıp, darbe girişiminin hala ciddiyetini koruduğu anlarda hiç düşünmeden yola koyuldum. 

Sabaha karşı eşim de çocukları evde bıraktı.

15 Temmuz gecesi, hem gazetecilik mesleğini icra etmek hem de demokrasiye sahip çıkma için meydandaydım.

Ben ve arkadaşlarımız o gece haber ajanslarını takip edebilirdik. 

Ama yetmezdi. Demokrasinin gereği orada, sivil iradenin yanında olmak gerekirdi. Onu yaptık. Darbeye karşı durmak bir vatan göreviydi.

Orada darbe acısını yaşamamış gençlerin darbeci cuntaya karşı duruşunu görünce huzur ve kendim de ayrı bir kuvvet buldum. 

Bir detay vereyim; daha önce yazmıştım ama burada yinelemek istiyorum:

O iki polisin vatan sevgisi. Biri TOMA'nın üzerine dev bayrak astı, diğeri meydandaki kalabalığa İstiklal marşını okuttu. O an ideoloji farkı yoktu. Her kesim oradaydı.

Gözlerim doldu, kıvanç duydum. 

Darbe tehdidinin devam ettiği, hatta kimi kurumların işgalinin devam ettiği saatlerde yaşandı bunlar.  

Darbe tehdidi geçmiş değildi. 

Bu tabloya rağmen meydanda olmak cesaret isterdi. 

Gençlerde o akşam ben o cesareti gördüm.

Bir an kalabalık arasında karşılaştığımız işadamlarından biri de tabloyu anlattı. O da gençlerle gururluydu. 

Çünkü onlar darbe nedir, acısını bilmeden demokrasiye sahip çıkmak için meydandaydı. 

Anlıyorum ki, gençliğimiz çok da -eleştirdiğimiz gibi- duyarsız değildi. Neyin ne olduğunu biliyormuş.

Tehlike anında – namlu sana doğrulmuşken, jetler havadan bomba bırakırken, TBMM’ye saldırırken- demokrasiyi savunmak onurlu bir duruş.

Bu uğurda demokrasi şehitleri verdik. Gazilermiz oldu. 

İşte biz vatanımız canını her türlü tehlikenin önüne atan bir millet olduğumuzu bir kez daha net olarak gösterdik.

Şehitlerimize minnetarız. Onları rahmetle anıyorum. 

Bu insanlar kendilerini feda ederek, tankların önlerine atmasalardı, evlerine çekilselerdi bugünkü tabloyu düşünmek bile ürkütüyor. 

Allah hepsinden razı olsun. 

  • Yorumlar 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
Tüm Hakları Saklıdır © 2008 Haber Exen | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0.362. 432 64 64 Faks : 0.362. 435 47 77