• BIST 109.211
  • Altın 151,058
  • Dolar 3,6671
  • Euro 4,3282
  • Samsun 19 °C
  • Ankara 13 °C
  • İstanbul 20 °C
  • Trabzon 19 °C

4+4+4

Aylin TAT

 

Eğitim, davranışları değiştirme sanatıdır. Yani, bireyde istenilen davranışların geliştirilmesi için sürdürülen sistematik bir programdır. Ve bu programın bir sürece ihtiyacı vardır.
 
Eğitim, bir ülkenin geleceğine yön vermektir. Yetiştireceğimiz sağlıklı bireylere bu ülkeyi teslim etmeyecek miyiz?Nedir bu telaş? Nedir bu acele? Nedir bu kavga kıyamet?
 
Eğitimde reformdan bahsediliyor, peki o zaman neden bu işin uzmanlarıyla enine boyuna tartışılmadan, alelacele yasa teklifi gündeme geliyor?
 
Ve sonuçta ringe dönüşen TBMM’de ülkemin yarınlarını ilgilendiren en önemli konu, tekme tokat tartışılıyor. Meclis gündemini izleyen diğer ülkeler Türkiyede ‘‘kavga ve yumruklaşma ’’adı altında, okullarımızda bir ders verildiğini düşünüyorlardır hiç şüphesiz.
 
Ah benim güzel ülkemin aydınlık yarınlarına sahip çıkacak olan sevgili çocuklar; kaygılıyım, huzursuzum…
 
Bu ülkede pedagoglar var, çocuk gelişimini bilimsel yönleriyle inceleyen, onlara soruldu mu?
 
Bu ülkede sosyologlar var, toplumsal yapımız tahlil edilip, yapmak istenilen şeyin toplumumuzda uygulanabilirlik düzeyi incelendi mi?Yasa teklifi uygulanmaya başladığında karşılaşılacak olumsuzluklarla ilgili önlem alındı mı?
 
HAYIRRRRR…
 
O zaman bu bir reform mu, siyasi bir karar mı?
 
Bir zamanlar bu ülkede Köy Enstitüleri vardı. Köy çocukları yetişsin, bilgi ve birikimle donansın, köyüne dönüp, birikimleriyle köyünü kalkındırsın diye açılmıştı bu okullar.
 
‘’Köylü şehirlinin efendisidir’’ demişti Ulu Önder. Köylünün efendiliğini dürdürebilmesi için eğitim şarttı…
 
Sadece öğretmen yetişmiyordu o okullarda. Herbiri Ziraat Mühendisi kadar bilgiliydi, köyünün tarım ve hayvancılığına katkı sağlayabilmek için.
 
Hekim kadar olmasada, çağın hastalıklarını ve tedavi yöntemlerini bilecek kadar donanımlı birer sağlıkçıydı her biri…
 
Ve herbiri en az bir enstrüman çalacak kadar entelektüel birikime sahipti..
 
Devrim niteliği taşıyan dev bir projeydi KÖY ENSTİTÜLERİ. Ve sadece Türkiye’ye ait bir projeydi. 1940’da açılıp 1954’te kapanan okulların kapanma sebebide siyasiydi ve bugün aklıselim olan herkes keşke o dev proje yaşatılabilseydi diyor. Ne acıdır ki elli yıl önceki bir süreci hala örnek gösteriyoruz. Daha iyisi uygulanamadı çünkü. Türk eğitim sistemi, siyasilerin tekelinde bir oraya bir buraya sürüklenmekten istikrar bulamaz oldu.
 
İşte ben bu yüzden derim ki, artık siyasi otoriteler kendi menfi duyguları doğrultusunda yönlendirmesinler eğitim sistemimizi…
 
Konuştuğum her öğretmen arkadaşımın kafası karışık, ne yapacağını bilmez halde şaşkın. Toplumda bunca çatlak ses varken, çözümbulunmalı, iletişim araçlarının kullanıldığı çağımızda daha paylaşımcı olunmalı. Aksi takdirde kafamızdaki soru işaretleri, yarın sorun yumağı olarak karşımıza çıkacaktır…
 
Kavun karpuz değil insan yetiştirmekse amacımız, iktidar tüm bu söylemlere kulak vermeli.
 
Benim ülkemin çocukları her şeyin en güzeline layık. Yasa teklifinin iade edilmesi, uzun müzakere ve paylaşımlar sonucunda görüşülmesi ve uygulanması gerekmektedir.
 
Sağlıcakla kalın…
  • Yorumlar 9
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Yazarın Diğer Yazıları
    Tüm Hakları Saklıdır © 2008 Haber Exen | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : 0.362. 432 64 64 Faks : 0.362. 435 47 77