• BIST 97.533
  • Altın 145,781
  • Dolar 3,5801
  • Euro 4,0019
  • Samsun 11 °C
  • Ankara 10 °C
  • İstanbul 17 °C
  • Trabzon 16 °C

AK Parti’de “İçerde De Barış” Ve “İç Düşman” Polemiği Büyüyor

Komşularımızla arayı düzeltmek için diplomatik ataklar devam ederken, ülke içinde de barıştan söz edilmesi, AK Parti kesimlerinde farklı görüşlerin ortaya dökülmesine yol açtı. Kimisi sonuna dek barışçı, kimiyse mesafeli.
AK Parti’de “İçerde De Barış” Ve “İç Düşman” Polemiği Büyüyor

EMİN AKDAĞ ea-066.jpg

Başbakan Binali Yıldırım'ın göreve başlamasından sonra dile getirdiği en önemli sözlerden biri ‘düşmanları azaltma ve dostları çoğaltma’ üzerine idi. İsrail’le Mayıs 2010’daki Mavi Marmara olayı sonrasında tümden kopma noktasına varan ilişkilerin her iki ülke tarafından eş zamanlı duyurulan anlaşmayla normalleşme rotasına girmesi bunun somut işaretlerindendi. Kasım 2015’te Suriye sınırında ihlal gerekçesiyle uçağı düşürülen Rusya’yla buzların erimesi de bu çerçevedeki adımlardandı. Suriye ve Mısır’la da aranın düzeltilmesinden söz edilirken, barış sırasının içeriye geldiği dillendiriliyordu. Eski Meclis Başkanı ve Adalet Bakanı Cemil Çiçek bu düşünceye ve niyete öncülük edenlerdendi.

Fakat oluşan polemik rüzgarı gösterdi ki, içerdeki barış diplomasideki kadar kolay olmayacak. Hemen öncesinde iktidara yakın medyanın hatırı sayılır kalemlerinden Star Gazetesi yazarı Ahmet Taşgetiren’in eğitimde de çözüm sürecine benzer geniş katılımlı bir akil insanlar heyeti toplanmasını önermesi ve heyet için Aydın Doğan ve Ertuğrul Özkök’ün isimlerini geçirmesi mahallesinde tepkiyle karşılanmıştı. “İçte de barış deklaresi”, ‘laik kesimden uzak durulmasını isteyenlerde’ beliren tepkinin dozajını artırdı.

GÜLERCE: GAFLET ANI KOLLUYORLAR!

Star yazarlarından Hüseyin Gülerce’nin topa girmesiyle restleşme kızıştı. 8 Temmuz 2016 tarihli köşesinde “Şimdi sıra içeride ama sizinle değil” başlıklı bir yazı kaleme alan Gülerce, “Vesayetin, statükonun zaptiyeliğini yapan bu zihniyet sahipleri, insanımız ülkemiz için bir barış değil, kendileri için bir gaflet anı kolluyorlar. ‘Acaba şu konjonktürde bir punduna getirip içine düştüğümüz vartayı atlatabilir miyiz?’ hesabındalar.” deyip laik mahalleyi (başta Hürriyet ve Özkek, laik basını) hiç de samimi ve güvenilir bulmadığını belirtti.

Yazısını şu ifadelerle bitirdi Gülerce: “Burnunuzdan kıl aldırmayıp ‘şimdi sıra içeride’ deyip Erdoğan’ı ayağınıza çağıracaksınız, lakin siz hiç adım atmayacaksınız. Kusura bakmayın kimse size mecbur değil. Siz eski Türkiye’nin aktörleri idiniz. Eski çamlar bardak oldu. Evet, iç barış bir zaruret ama şımartılmış, kendinde güç vehmeden sizlerle değil. Barışı, hilesiz hurdasız gönül insanları yapacak…”

huseyin-gulerce-1.jpg

ÖZKÖK: BARIŞMAKTAN KİMSEYE ZARAR GELMEZ

Gülerce’nin hedef tahtasına koyduğu Doğan Grubu’nun etkin yazarlarından Ertuğrul Özkök’ten yanıt gecikmedi. Genelde barış çağrılarına set çekenlere, özeldeyse Gülerce’ye mesaj yolladığı 10 Temmuz tarihli köşesinde “Ben de Sayın Cumhurbaşkanı’na naçizane bir gözlememi aktarayım. Yıllarca birlikte olduğu eski ‘Hocaefendi’sine ihanet eden, yeni ‘Reis’ine haydi haydi ihanet eder. Barışmaktan kimseye zarar gelmez.” diye yazdı.

Aynı gün Beyaz TV’deki programda isim vermeden Özkök’ün sözlerini cevaplayan Gülerce, “Ben Fethullah Gülen’i satmadım. Fethullah Gülen benim gibi inançlıları sattı, devletine ihanet etti.” diye konuştu.

page_ertugrul-ozkok-28-subat-doneminde-doldurusa-geldik-pismanim_977242213.jpg

GÜLERCE VE ÖZKÖK’ÜN OCAK 2011 POLEMİĞİ

Gülerce ile Özkök evvelinde de kimi polemikler içine girmişti. Ocak 2011’deki hayli ilginç ve bugünküyle alakalı. Özkök (4 Ocak 2011) yazısında Gülerce’nin “12 Haziran 2011 genel seçimlerinden sonra, Türkiye’de büyük değişimin, asıl medyada devam edeceğini hep birlikte göreceğiz.” sözünü “Şu cümleyi özenle bir yere kaydedin” notuyla alıntılayıp, “Basit bir ‘kehanet’ cümlesi değildir bu.” diyor ve ardından ekliyor: “Bu açıkça bir ‘tebligat’tır. Yılın son günü adresine ‘tebliğ edilen’ bir ‘kararı’ ifade ediyor bu cümle. 31 Aralık 2010 günü Zaman Gazetesi’nde yazıldı. Tebliğ eden kişi Hüseyin Gülerce.”

Gülerce o sözleriyle aslında ne demek istediğini 5 Ocak tarihli Zaman’da şöyle açıklıyor: “Cümlemin öncesi var. Özetle diyorum ki, Türkiye’de vesayet sistemi bitiyor, dolayısıyla vesayete payandalık eden medya zihniyeti, yapısı da bitiyor. Nasıl vesayetin yerini demokratikleşme çabaları alıyorsa, o malum medyanın yerini de, demokratikleşmeye güç veren, özgürlükleri, savunuyormuş gibi yapan değil, gerçekten savunan bir medya dolduracak.”

16482-ertugrul-ozkokten-huseyin-gulerceye-728x420.jpeg

“BASIN MESLEK İLKELERİ UYGULANSIN YETER”

Gülerce cevabi yazınının son paragrafındaysa “Evet, bize yeni bir medya anlayışı, zihniyeti lazım.” vurgusunu takiben izahatını somutlaştırıyor: “Bunun için de basın meslek ilkeleri uygulansın, medya etiği savunulsun yeter. Umur Talu’nun dediği gibi, ‘Yalan, manipülasyon, yargısız infaz, sansür, otosansür, haber gizleme, manşet yamultma, iş takibi, kuyu kazma, ihbar etme, tuzak kurma, meslektaş satma, rakip batırma gibi günahlar’ terk edilsin yeter…”

AHMET TAŞGETİREN: BİZE DÜŞMAN LAZIM!

Polemiğe Ahmet Taşgetiren’in 10 Temmuz’daki “Bize düşman lazım!” başlıklı ironik yazısı da dahil. İşte o yazıdan bir pasaj: “Rusya ile gerilimleri gideriyoruz, İsrail ile de gerilimler gideriliyor, Sisi ile olmasa bile Mısır’la ilişkileri geliştirme yolunu da bulursak, ne ala. Öyle ‘İçerde de yumuşama’ tema’sı diyerek kafaları karıştırmaya, kitlelerin mücadele azmini tavsatmaya gerek yok. Hatlar yüzde 50- yüzde 50 keskinleşmişse, o da demokratik meşruiyyet için yeterli ise hatta öyle bir keskinlik, sizin yüzde 50’inizi diri tutuyorsa, toplumun geriye kalanının duyarlılıklarını da dikkate almak gibi bir lükse ne gerek var!”

“TAYYİP BEY DE ‘TOPLUMSAL İLETİŞİMİ GELİŞTİRMEMİZ LAZIM’ DERSE”

Bir pasaj daha: “Başbakan Binali Yıldırım yetmedi, yarın bir gün Tayyip Bey çıkar, ‘İçerde de toplumsal iletişimi geliştirmemiz lazım. Bu memleket hepimizin. Birbirimizi dinlemeye, anlamaya ihtiyacımız var. Biz zaten Alevi Açılımı ile, Çözüm Süreci ile böyle bir toplumsal barışı amaçlamıştık. Siyaset sürecinde ne olduysa oldu, gelin el ele tutuşalım ve ülkemizi çağdaş medeniyetin üstüne çıkaralım’ derse, ben bugün Cemil Çiçek’in sözlerinden, benim çağrımdan fitne fücur çıkaran köşelere ne olacak merak ediyorum.”

  • Yorumlar 1
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Diğer Haberler
    Tüm Hakları Saklıdır © 2008 Haber Exen | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : 0.362. 432 64 64 Faks : 0.362. 435 47 77