Bazen nerede yaşadığımı unutuyorum. Geçen hafta sonu, cumartesi pazar günleri Atakent'teki yazlığımda oturuyorum. Ailemle birlikde bahçede zaman geçirmeye çalışıyoruz. Öğlen sıralarında, adeta Güneydoğu'daki çatışmaları andıran silah sesleri başlıyor.
Önceleri kendinini bilmez bir magandanın işi olduğunu düşünüyoruz ama daha sonra bunun tek bir kişinin işi olamayacağını anlıyoruz. Aynı anda 5-6 kişinin ateşlediği silah sesleri gece yarısına kadar devam ediyor.O kadar çok silah atılıyor ki bahçede bile gezmeye korkuyoruz.
Ertesi gün, şükür kurtulduk derken aynı sesler yeniden başlıyor. Anlaşılan bu düğün magandaları, kutlamayı birkaç şarjörle kesmek niyetinde değiller. Kutlamalar, 3 gün 3 gece tam kadro fişeklemeyle devam ediyor. Eminim bu silah sesleri Atakent polis Karakolu'ndan ve jandarma komutanlığından bile duyuluyordur.
Geçen yıllarda Alanlı köyü yakınlarında, jandarma arama yapardı, artık onlarıda bu düğün aylarında ortalıkda göremiyoruz.
Pazartesi günü çocukların ısrarı ile atakum dört mevsim sitesindeki kışlık evimize geldik. Malum çocuklar sitedeki arkadaş ortamını yazlıkdaki silah seslerine tercih ediyorlar. Ama ne gezer. Aynı silah sesleri 200 dairelik bir sitenin çevresinde de devam ediyor. Atılan kurşunlardan biri güvenliğin önündeki arabaya isabet etmiş..
Bu örnekleri çoğaltmak mümkün. Şehrin en merkezi yerinde de, dağ başında da silahlar patlamaya devam ediyor. Samsun'u adeta Texas'a çevirenlere kim dur diyecek merak ediyorum. Geçenlerde küçücük bir kız çocuğunun bu eşkiyaların kurbanı olduğunu okudum ve çok üzüldüm. Bu silahları atanlar kadar, onlara engel olmayanlarda sorumlu değiller midir?
Hayatım boyunca kendimi asker ve polis dostu olarak bilirim. Amacım onları eleştirmek değil. Ama hepimizin hayatını tehlikeye atan bu duruma bir son vermemiz gerekiyor..
Daha fazla demokrasi adına, arama ve kontrollerden vaz geçip, silahı bir eğlence aracı haline getirenlerin masum insanları katletmesine seyirci kalamayız. Yoksa yarın canı yananlardan biri de biz olabiliriz.
Sağlıcakla kalın...