• BIST 105.026
  • Altın 162,655
  • Dolar 3,9187
  • Euro 4,6430
  • Samsun 5 °C
  • Ankara 4 °C
  • İstanbul 12 °C
  • Trabzon 6 °C

Bakanlar Kurulu Toplantısı

Hükümet Sözcüsü ve Başbakan Yardımcısı Arınç: (2)

ANKARA (AA) - Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç, herkesin İç Güvenlik Paketi'nin içinde ne olduğunu bildiğini belirterek, "Üç siyasi parti adeta Meclis'te hiç akla gelmedik, iç tüzükle hiç yakından uzaktan ilgisi olmayan birtakım hakaretler, eylemler, bağırmalar, çağırmalar, yüzlerini kapatmalar, sıraya girmeler, masayı yumruklamalar, birbirlerini ittirmeler... Bütün bunlarla İç Güvenlik Paketi'nin ve buna bağlı konuların görüşülmesini engellemeye çalışıyor" dedi.

Arınç, Bakanlar Kurulu sonrasında yaptığı açıklamada, gazetecilerin gündeme ilişkin sorularını yanıtladı.

Bir gazetecinin, İç Güvenlik Yasası'na ilişkin "Sayın Demirtaş'ın iki maddeyi getirin, hemen çıkartalım' şeklindeki açıklamalarını nasıl değerlendiriyorsunuz" sorusu üzerine Arınç, "Bu çok basit, çok ucuz bir açıklama. Bir siyasi partinin genel başkanına da yakışmaz doğrusu" yanıtını verdi. 

Getirilen tasarının bir bütün olduğunu vurgulayan Arınç, "Bu bütünlüğün içerisinde iç güvenliğe yönelik tedbirler olduğu gibi jandarma teşkilatıyla da emniyet teşkilatıyla da ilgili konular da vardır. Bunu artık doğan çocuklar bile biliyor. Bunun dışında da günlük hayatı kolaylaştıran, formaliteleri ortadan kaldırıp, vatandaşın en ucuz en kısa sürede bazı haklarına kavuşmasını temin eden nüfus yasasında bazı değişiklikleri içerisine alan bir paketten bahsediyoruz" diye konuştu.

Arınç, paketin içerisinde birbiriyle bağlantılı, ilintili ve koordineli çok fazla şeyin olduğunu belirterek, "Bunların içerisinden sadece iki tane başlığı çıkararak cımbızlamak ve 'bunları hemen getirin, çözelim' demek, çok ucuzcu bir yaklaşım olur. Bunu doğrusu yakıştırmadım" diye konuştu. 

İç Güvenlik Paketi ile ilgili bir soru üzerine Arınç, herkesin İç Güvenlik Paketi'nin içinde ne olduğunu bildiğini, yeni konuşulan bir konu olmadığını belirterek, bunun komisyonda görüşülmesinin sadece üç gün sürdüğünü ifade etti. Arınç, "Ama şimdi görüyorsunuz ki TBMM'de ne garip koalisyon ki üç parti, birbiriyle hiç uyuşamayacağını, birbiriyle birlikte siyasi kararlar alamayacağını düşündüğümüz üç siyasi parti adeta Meclis'te hiç akla gelmedik, iç tüzükle hiç yakından uzaktan ilgisi olmayan birtakım hakaretler, eylemler, bağırmalar, çağırmalar, yüzlerini kapatmalar, sıraya girmeler, masayı yumruklamalar, birbirlerini ittirmeler, bütün bunlarla İç Güvenlik Paketi'nin ve buna bağlı konuların görüşülmesini engellemeye çalışıyor" dedi.

Bu engellemeleri yapan insanların, "Biz, niçin bunu getiriyoruz" diye düşünmesi gerektiğini dile getiren Arınç, şunları kaydetti:

"Sayın Kılıçdaroğlu veya diğerleri diyor ki, 'Bunlar zaten kanunlar da var.' Kanunlarda varsa bunların tekrar konuşulmasından, güçlendirilmesinden, tahkim edilmesinden niye rahatsız oluyorsunuz? Şunu söyleyebilirlerdi: 'Bunlar yoktu, niye şimdi bunları getiriyorsunuz?' Ama konuşurken deniliyor ki: 'Bunlar zaten var, siz uygulamıyorsunuz.' Varsa karşı çıkmamanız gerekir. Kaldı ki biraz önce AB ile ilgili konuyu söylerken, bir cümleye dikkatinizi çekmek istedim. AB normları ve uluslararası hukuk standartlarına uygun bir düzenleme yapıyoruz. Bunun, elimizdeki şemalar, zaman zaman da dağıtılmış, bazı arkadaşlarımız tarafından konuşulmuştur. Gözaltında tutma süresi bile bazı Avrupa Birliği üyesi ülkelerde bizden birkaç kat daha fazladır. Bunların hepsi, suç işlenmesine yönelik alınacak tedbirlerdir.

Yani biz toplumu tehlikeden korumak istiyoruz. İnsanların, can ve mal emniyetlerini korumak istiyoruz. Suçun işlenmesine zemin hazırlayanlara fırsat vermek istemiyoruz. Suç işleyenlerin teşhisini zorlaştıracak tedbirleri ortadan kaldırmak ve yasal bir hukuk devleti olmanın gereklerini yerine getirmek istiyoruz."

-"Suç işlemeyi kendisine meslek edinmiş bir suç örgütleri var"-

Arınç, HDP açısından "bunun böyle olmayabileceğini" ifade ederek, "Çünkü, Cizre'de, Hakkari'de, Van'da, Yüksekova'da veya başka bir yerde, hatta ülkemizin hemen hemen her şehrinde suç işlemeyi kendisine meslek edinmiş, kendi ideolojisi için böyle bir davranıştan farklı bir şey beklenmeyen, birtakım suç örgütleri var" değerlendirmesinde bulundu. 

İsimlerine bakıldığında, alfabenin tüm harflerinin olduğunu, bunları tekrar ifade etmek istemediğini vurgulayan Arınç, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Üç, dört kelimeli, bir de aralara tire koymak suretiyle üzerlerine bazı üniformalar geçirmek suretiyle kendilerine göre, yüzlerini kapatmak suretiyle insanların evlerine girip saldıran, insanları banyolarında bile yakalayarak öldürmeye çalışan, sokaktaki insanı katletmeye yönelmiş, ortaya hendekler kazarak, yüzlerini gizleyerek, ellerindeki uzun namlulu silahlarla evleri taramak suretiyle insanların can emniyetini tehlikeye atan, hatta yok eden eylemcilere karşı biz her şeyi söyleyebiliriz de HDP ne kadar söyleyebilir, kamuoyu takdir etsin.

Birbirleriyle aralarında bazen organik bağ bulunan, bazen organik bağ olmasa dahi birbirlerini teşvik ve destekleyen bu unsurların getireceğimiz tedbirlere karşı çıkmaktan başka yapacağı bir şey yoktur. HDP'yi bu konuda, olumsuz anlamda söylüyorum: anlayışla karşılayabilirsiniz. Çünkü, onlar şiddet, eylem yapacak, onlar tehdit ve baskıyla insanları her an ölüm tehlikesi altında bulundurabilecek ki kendi ideolojileri hayat hakkı bulabilsin. Seçimlere, bu şartlar altında gidebilsinler ve başka türlü şeyler..."

-"Ben, bu partileri halkımıza şikayet ediyorum"-

Arınç, hayret ettiği ve hala inanmakta zorlandığı başka bir konunun olduğunu ifade ederek, "Nasıl olur da MHP, nasıl olur da kamuoyunda huzur ve asayişin sağlanması konusunda herkesin takdirle andığı, bildiği ve gerçekten saygı gösterdiği Sayın Bahçeli, partisinin adeta HDP gibi bu kanunu çıkarmamak uğruna yaptıklarını nasıl katlanabilir, nasıl destekleyebilir ve parlamentonun kilitlenmesine nasıl müsaade edebilir" diye sordu.

MHP lideri Devlet Bahçeli'nin ülkücüleri bile sokağa çıkmaktan men ettiğini, insanların birbirlerine karşı bir eylem yaparak can ve mal kaybına yol açmasına müsaade etmediğini aktaran Arınç, bunun takdir edilecek bir davranış olduğunu söyledi. Arınç, "Bizim getirdiklerimiz nedir? Hüviyetlerini gizlemesinler, ellerinde molotof dahil demir bilye atan sapanlar olmasınlar. Toplantı ve Gösteri Yürüyüşleri Kanunu'na muhalefet etmesinler. Herkes, özgürce fikrini söylesin, protestosunu yapsın, eleştirisini yapsın ama insanlar ölmesin, kamu taşıtlarına zarar verilmesin, araçların içinde genç kızlarımız molotof yakılmasın. Yasin Börü'ler katledilmesin. Bunu, Sayın Bahçeli'nin istemediğini kim söyleyebilir?" dedi.

"Bizim tanıdığımız, Türkiye'nin huzur ve asayişi konusunda hepimizden daha itinalı olduğuna inandığımız bir insan, HDP veya CHP ile nasıl işbirliği yapabilir, bunu anlamak mümkün değil" diyen Arınç, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Bir anamuhalefet partisi, sokak eylemlerine nasıl arka çıkabilir, bunları nasıl destekleyebilir? Bu eylemciler, insanların canına kast etmişken, bunlara yönelik alınacak tedbirleri Türkiye'nin Atatürkçü bir partisi nasıl isteyebilir? Bugün Meclis'te yapılanları anlamak mümkün değil. Halkımız çok iyi görüyor ve takdir ediyor. Ben, bu partileri halkımıza şikayet ediyorum. Getirdiğimiz tedbirler, demokratikleşme konusunda atılan adımlardır. Demokrasiyi yok etmek için, bütün meydanları savaş alanına çevirmek isteyenlere karşı bir tedbir almak istiyoruz. Ne kadar basit bir açıklama. 'Getirsinler molotofu, getirsinler bonzaiyi. Bu iş bitsin.' Peki bunlara yol açan, bunları kullanmak suretiyle halkımızı, gençlerimizi yok etmeye kalkanların diğer tedbirlerle önlenmesi niçin göz ardı ediliyor?

HDP'yi herkesin bir organik bağ içerisinde veya bunların destekçisi olması noktasında 'belki ne yapsınlar, bundan başka çareleri yok' diyebilirsiniz. Benim sözüm, daha çok iki siyasi partiye, o partinin milletvekillerine. O siyasi partiye gönül vermiş, ülkemizin geleceğini iyi görmek isteyen milyonlarca insana. Şu yaşananları bir ibret olarak herkes görmeli ve herkes kendi partisinden buna göre bir hesap sormalı diye düşünüyorum."

-"Hükümet olarak Çözüm Süreci'ni sürdürme konusunda kararlıyız"-

Çözüm Süreci'ne ilişkin de değerlendirmeler de bulunan Arınç, bu konuda 4 Şubat'tan bu yana bir gelişme olduğunu söyledi.

Arınç, "Silah bırakmaya yönelik bir açıklamanın yapılabilecek olmasına karşı engeller çıkarıldığını" ifade ederek, "Bu engellerin daha çok Kandil'den kaynaklandığını da artık sağır sultan bile biliyor. O yüzden HDP'li bazı milletvekillerinin veya İmralı ile görüşmek için zaman zaman gidenlerin, hemen ertesi günlerde de Kandil'e gittiklerini de biliyoruz" diye konuştu.

Gidenlerin, henüz dönmediğini belirten Arınç, "Bildiğim kadarıyla Sayın Sırrı Süreyya Önder ile Ceylan Bağrıyanık isimli bir bayanın gittiğini biliyoruz. Nasıl döneceklerdir, nasıl bir karar almışlardır, bu karar Çözüm Süreci'yle ne kadar ilgilidir? Kendileri de bir açıklama yapar, herhalde kamuoyunu da bilgilendirmiş olurlar" değerlendirmesini yaptı. 

Hükümet olarak Çözüm Süreci'nde kararlı olduklarının altını çizerek, "Hükümet olarak, Çözüm Süreci'ni, milletimizin menfaatlerine uygun bir şekilde ve milletimizin verdiği görev çerçevesinde sürdürme konusunda kararlıyız. Alınacak her kararın, Türkiye'de silahtan ve şiddetten arındırılmış bir siyaset ortamına katkı yapacağını düşünüyoruz" diye konuştu.

Bundan önceki toplantıda "Top HDP'nin ayağında" dediğini hatırlatan Arınç, "Top hala o alanın içerisinde. Bakalım, hakikaten iyi kullanabilecekler mi topu? Çözüm Süreci'ne katkı sağlayabilecek bir noktaya gelecekler mi? Biz, buradayız efendim. Şimdi, onların ne yaptığını, nelerle döndüklerini, gelişmelerin hangi istikamette olacağını hep beraber göreceğiz" açıklamasında bulundu.

(Sürecek) 

Kaynak: Haber Kaynağı
  • Yorumlar 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
Tüm Hakları Saklıdır © 2008 Haber Exen | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0.362. 432 64 64 Faks : 0.362. 435 47 77