• BIST 107.041
  • Altın 143,194
  • Dolar 3,5623
  • Euro 4,1506
  • Samsun 29 °C
  • Ankara 32 °C
  • İstanbul 32 °C
  • Trabzon 26 °C

“BANA BİR ŞEY OLMAZ…”

Engin KONYALIGİL

İşyerlerinde çeşitli iş kollarında çalışan personele iş güvenliği önlemleri ile ilgili bir eleştiri yaptığınızda duyacağınız ilk cevaptır;  “Bana bir şey olmaz…”

Özellikle biz Türkler atalarımızdan aldığımız güç ve manevi duygularımızdaki dinamizmin ile işe başladığımızdan ötürü bu duygular içinde olmamız normal gelir bize, insanoğlu çalışma ortamında başına gelecek kötü olayları aklına getirmeyi sevmez. Bu doğadır. Ama ne yazık ki bu bakış açısı tehlike ve riskleri önlemeye yetmemektedir.

Tehlikeleri önleyebilmek için önce tanımak gerekir. Sonrasında ise iş kazasının gerçekleşmemesi adına neler yapılması gerektiği düşünülmeli ve uygulamaya konmalıdır. Burada esrarengiz bir vurgu yapmak isterim, hani dedik ya çalışan kesim asıl işlerini yaparken iş güvenliği faaliyetleri ile ilgili “Bana bir şey olmaz diyebiliyor !” ama iş güvenliği faaliyetlerinde işyerlerinde en büyük sorumluluk sahibi olan işverenler, çalışan personelleri için “ONLARA BİR ŞEY OLMAZ…”  deyip işin içinden sıyrılamıyor.

Yapılan saha araştırmalarında ülkemizde riskle karşılaşan her 300 kişiden birinin iş kazası geçirdiği ortaya konulmuştur. Bu da şu demek oluyor her 300 kişiden birine “bir şey oluyor”;  her ne kadar o kendisine kondurmasa da.

Yapılan bu iş kazası araştırmasına şu şekilde bir çalışma ile katkı sağlamak isterim, çok tehlikeli bir iş yerinde çalışan bir personele tehlike ve riskleri ölçen bir sayaç takılsın! İş güvenliği kurallarına uymadığı zaman, kendisini tehlike ve riske düşürdüğü zaman koşulsuz sayaç çalışsın, hem işveren açısından alınması gereken önlemler ortaya çıkmış olacak, hem de çalışanı kontrol altına almış olacağız.

“Sonuçta çekirge bir sıçrar, iki sıçrar üçüncüsünde yakalanır.”

Kazaya uğrama olasılığı yalnızca işyerleri için geçerli bir faaliyet değildir. Gözümüzü açıp, yataktan kalktığımız andan itibaren gözümüzü yeniden kapatarak uykuya daldığımız anlara kadar etrafımızdaki tehlike ve risklere maruz kalabilmekteyiz. Bu konudaki düşünce mi bir önceki yazımda belirtmiş, evlerimizin de tehlike sınıfları tebliğinde işyeri olarak tanımlanması ve tehlike sınıfının belirlenmesi gerekliliğine vurgu yapmıştım. (Bu düşüncem çok ütopik bulunmuş ki;  adresime gelen çok sayıda mailde üzerinde durulmuş)

Mevcut riskler ve tehlikeler gün içerisinde ki yaşam savaşımızı etkilemiyor belki, ama iş güvenliği biliminin savunucuları olarak bizlerin hatırlatmak istediği unsur şu; gözü kapalı bodoslama bir işi yapmayalım, eğer ki bir işyerindeki işveren iş güvenliği önlemlerine uymuyorsa “bana bir şey olmaz” deyip çalışmayalım. Sorgulayalım ve hakkımızı arayalım.

İşin ucunda bizim evimize sağ sağlam gelmemizi bekleyen bir ailemizin olduğunu ve en önemlisi kendi hayatımızın olduğunu unutmayalım.

Allaha emanet olun.

  • Yorumlar 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2008 Haber Exen | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0.362. 432 64 64 Faks : 0.362. 435 47 77