Birkaç gün arayla iki büyük şehrin temsilcisi takımlarının dolu tribünlerle oynadığı maçı izledi herkes. Samsunspor ve Gaziantepspor’dan bahsediyorum.
Önce Samsunsporumuzun, Fenerbahçe ile oynadığı maçı izledi tüm Türkiye. Sonrasında da Gaziantepspor’un Galatasaray ile oynadığı maçı. Dikkatli futbolseverler dolu tribünlere oynanan iki takımın da taraftarlarını karşılaştırdıklarından şüphem yok. Samsunspor taraftarlarının ise lige bir başka renk getirdiği ise kesin.
Gaziantepspor’un taraftarlarının büyük bir kısmının maçı tiyatro gibi izlediğini gördü herkes. Oysa Samsunspor taraftarlarının Fenerbahçe maçı için günler öncesinden nasıl hazırlık yaptığını, “Ele inat Samsunspor” koreografisiyle takımlarına bağlılığını göstermeleriyle birlikte maç esnasında ki tezahüratlarına kadar tam bir görsel şova imza atmış oldular. Bir diğer farklılıkta birçok taraftarın takım formasıyla, montuyla, beresiyle ve olmazsa olmaz atkılarıyla bir başka ahenk kattılar maça. Renk cümbüşüyle birlikte coşkuda vardı statta.
Süper Ligin birçok takımında benzer bir durağanlık var aslında. Birçok takımın özlemidir böylesi bir taraftar şüphesiz. Gaziantepspor’un taraftarlarını konu almam 2 gün arayla denk gelmesindendir. Aynı durum diğer büyükşehir takımlarında da farklı değil.
Samsunspor’un, içinde bulunduğu durum daha iyi ve daha rahat olsa belki daha farklı görsellere imza atılacak kuşkusuz. Bunun içinde hem yönetimin, hem de teknik heyet ve futbolcularımızın bu aşamadan sonra ellerinden gelenin daha fazlasını yapması gerekir.
Taraftarların maçlara ilgisini daha çok çekebilmek için öncelikle mücadele güçlerini artırmaları ve bunu da sonuçlara yansıtmaları gerekir. Alınacak başarılı sonuçlardan sonra inananın bu stat yetmeyecektir. Bunun örneğini geçen yıl Bankasya’da 1. Liginden biliyoruz ve gördük de. Hatırlayınız maça giremediklerinden ötürü “ağlayan çocukları” yazdık. Boy boy fotoğrafları yayınlandı gazetelerde. Sonra o günkü yönetim o ağlayan çocuğu ağırladı özür nevinden.
Büyük uğraşlar sonrası çıkılan Süper Lige tutunmak en azından bu cefakar taraftarlara bir borçtur. Kişisel tutumlardan ötürü geldiğimiz şu günlere bir son vermenin en büyük sorumluluğu da şüphesiz Başkan Kazım Yılmaz’a düşmektedir. Şeffaflık sözünü de unutmuş değiliz. Diyelim ve geçelim.
Hepimiz şunu bilmeliyiz ki bizim büyük bir taraftar kitlemiz var. Birçok ilin gıptayla baktığı bir taraftar kitlesi hem de. Bunu başka illeri dolaşırken daha iyi anlıyorsunuz. Yok mu büyük takımları tutanlar? Var şüphesiz. Ancak onlar da diğer illerdeki gibi değil. Önce illerinin takımlarına veriyorlar önceliği.
Yeni stat konusuna giremedim bir türlü. Ne alemdedir, tam bilemiyoruz. Verilen temel atılması sözünün vakti geçti. Yılın ilk günlerinde atılacaktı. Bekliyoruz diyelim. Diğer taraftan bu takım ligde kalsın; takımın başarıları artsın sözü edilen 30 Bin dahi yetmez, yetmeyecektir de. Öncelikle takım ligde kalmayı başarmalı.
Futbolcu arkadaşlarımız, Fenerbahçe zaferine ivme kazandırmaları için Karabükspor maçından da başarıyla dönmeleri gerekir. Yeni hocamız Mesut Bakkal ile başarıların devamını diliyor ve bu yürüyüşte büyük taraftarımızın takımı yalnız bırakmayacağından da kuşkum yok. Yeter ki onlar inansın. Taraftar zaten peşlerinden gelecektir.