• BIST 106.843
  • Altın 142,689
  • Dolar 3,5367
  • Euro 4,1209
  • Samsun 26 °C
  • Ankara 27 °C
  • İstanbul 26 °C
  • Trabzon 28 °C

Gazel havası...

Mustafa ÇAKIR

" ... "

Bugün duyabilir miyiz o süslü sözleri?

Ya yarın?

Yazıya böyle değil de güzel örneklerle başlayabilseydim. Mesela bir haberin ardından kellesi istenen bir muhabire sahip çıkan bir yapının tarihe nasıl not düşebildiğini anlatabilseydim.

Dün çalışan gazeteciler günüydü. Sahada koşturan, manşetleri belirleyen, güçlü istihbarat ağı ile en doğru haberi sunan kalemlerin günüydü.

Mesleğin ve sahada çalışan muhabirlerin sorunlarını iyi bilenlerdenim.  

İki gündür yapılan açıklamalar ve gönderilen mesajları okuyunca ne düşündüm biliyor musunuz? O temennilerin yüzde 20’sinin bile hayata geçmesi şuan yaşanan yıpranmışlığı, kaosu ortadan kaldırmaya fazlasıyla yetecek.

Diğer yandan, haberi özüyle getiren muhabirin imzasıyla çıkan özsüz haberler son bulmadıkça mesleğin itibarının kurtarılması zor hakikaten.

Güçlü meslek yapısının bulunmayışı ve etkinliğinin yok denecek seviyelere gelmesi de bunun tuzu biberi.

Samsun, bunun en iyi örneğini geçmişte ortaya koydu. Dağınık, bölük - pörçük meslek yapıları tek bir çatı altında buluşmayı başarmıştı.

Peki ya sonra?...

Dönelim iki gündür gelen mesajlara; Her biri birbirinden güzel. O mesajlarda dile getirilen gazeteci profilinin hayata geçmesi gerçekten istenseydi, başta muhabir olmak üzere mesleğin farklı alanlarına manipüle edilmeye teşebbüs edilmezdi.

Çıkar ilişkisi ile kurulan ittifakların sonucunda medya bir silah gibi kullanılmaya başlandı. Kimi maddi kimi manevi kazançlar için bu yolu bir fıtrat haline getirdi. Öyle ki, biri olmazsa diğeri zaten hazır ortamı oluşturuldu.

Eleştiren gazeteci “hainliğe” kadar uzanan iftiralara, başarıya hakkını veren hikayeleri kaleme alan da “yağcı” olarak yaftalanmaya maruz kalıyor, çalışırken.

Ve acı olan, bunu mesleğin içinde çalıştığını söyleyenlerin yapması.

Evet, gazetecilik hem çalışanları hem de okuyucuları açısından çok önemli bir meslek. Eksik yanları da iyi örnekleri de artıracak belki de tek güç gazetecinin elinde. Ama son yıllarda o güç adalet dağıtmak yerine iyi niyetle farkında olmadan ya da başka kurgular nedeniyle umutsuzluk dağıtıyor.

Kendinden olmayanı linç etmek bir refleks haline geldi.

Türkiye’de ve yerelde çıkan kavgaların benzini hep çalışan gazeteciler üzerinden taşındı. Ve ne yazık ki hala o transferi yapanların amaçlarına hizmet ediyor, bazı medya kuruluşları.

Bizi kutlarken, beklentilerini de sıralayanlara da görev düşüyor; Haber kaynakları da demokrasinin temel güçlerinden medyanın adil olmasını istiyorsa eleştiriye açık olacak. Hatalarını yazanları görmemezlikten gelmeyecek, itibarsızlaştırmak için arkadan dolaşmaya çalışmayacak.

Kavga olmasın, huzur bozulmasın istiyorsak, önce sahadaki muhabire sahip çıkmalıyız. Haberin namusunu kendi namusumuz bilmediğimiz sürece 10 Ocak Çalışan Gazeteciler Günü’nü kutlamanın da yaşamanın da bir anlamı yok.

Biz zaten her gün çalışıyoruz. Sadece 10 Ocak’ta hatırlansak ne olur hatırlanmasak ne olur! Önemli olan dün konuşulan, yazılan, mesaja dökülen duyguların samimiyetle uygulanması.

Yoksa inanın hepsi gazel havası.

  • Yorumlar 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2008 Haber Exen | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0.362. 432 64 64 Faks : 0.362. 435 47 77