• BIST 107.303
  • Altın 153,156
  • Dolar 3,7141
  • Euro 4,3624
  • Samsun 14 °C
  • Ankara 9 °C
  • İstanbul 20 °C
  • Trabzon 16 °C

Gazın panzehiri

Mustafa ÇAKIR

Türkiye’nin şöyle derin nefes alıp rahatladığını çok az hatırlıyorum. Geçmişi yani yaşamadığımız dönemler ise bugünden farklı değil. Ya dışarıyla ya da içeriyle ama hep büyük kavgalar(!) veriyoruz.

Ve hepsini de vatandaş için yaptıklarını söylüyorlar. Ancak, zararı yine zarar gören devletle birlikte vatandaş telafi etmeye çalışıyor.

Her gerginlikte provokasyon arıyoruz. Hiçbirimiz, dönüp kendi hatalarımıza göz atma zahmetinde bulunmuyoruz. Ben yaşayayım da başkası ne yaparsa yapsın zihniyetinin esiri olduk, yıllardır. Sosyalizm, kapitalizm derken hep daha çok kazanmanın hırsının fıtratımıza sindiğini fark edemedik. Artık biz daha çok kazanmak için kurulmuş, programlanmış birer makinayız.

İnsani değerler önce siyasetin, sonra ekonominin içinden sökülüp alındı. Ve tabi süreç sosyal hayatta da hareket alanını daralttı.

Rekabetin sosyo psikolojik baskıları insanların davranışlarını da değiştirmeye doğru gidiyor. Darbeler, ekonomik, siyasi, sosyolojik krizler yaşayan toplumun sadece maddi değil psikolojik ferahlığa da ihtiyacı var.

Bu yapılamadığı için bugün insanlar öfkelerini ve kontrollerini kaybeder hale geldi. Böyle bir toplum her kesim tarafından kullanılmaya müsaittir.

Samsun’da eyleme katılan ve güvenlik güçlerine direniş gösteren 17-18 yaşlarında ki çocukların aynı polise “İyi akşamlar abi, kolay gelsin” sözü bunu ispat etmez mi? Aynı tablolar Amasya’da, Çorum’da, Ordu’da, Giresun’da, Trabzon’da, Sinop’ta da yaşandı.

İnsanlarımıza sahip çıkmalıyız. Bizim bir tane devletimiz var. Daha ötesi yok.

Devlet milletiyle birlikte bir tepside bir testi taşıyor. Tepsiyi kim bırakırsa bıraksın testinin kırılacağı gerçeği değişemez.

Bu örnekten ortaya bir sonuç çıkıyor: Millet ve devletin arasına nifak sokanlara iktidar, muhalefet, kurumlar ve millet uyanık olacak, fırsat vermeyecek.

Gezi Park’ı savunma bahanesiyle ortaya çıkan ve daha sonrasında içine masum, niye orada olduğunu dahi kestiremeyen insanları da alan olayların benzerlerinin hortlatılmaması için tek anahtar var: Şefkat.

Devlet milletine millet devletine şefkatle sahip çıkacak.

Güçlü bir Türkiye istemeyenler kimini para, kimini makam, kimini gururu okşayan şöhretle gaza getirebilir. Şefkat panzehirini içtiğimizde ayrık otları bahçemizde yeşeremeyecek.

Milleti olmadan devlet, devleti olmadan da millet olunamaz.

Türkiye, bütün cephe savaşlarını tamamlasa da soğuk savaş dönemi devam etmektedir.

Bu nedenle biz hala bir milli mücadele içindeyiz.

O ruhu kaybetmemeliyiz.

Kimin lider kimin hizmetkar olduğuna bakmak yerine bu cepheden nasıl zaferle çıkacağımızı düşünmeliyiz.

3-4 gün Türkiye’yi cidden meşgul eden, Dünya basınına hiç hoş olmayan görüntüler servis ettiren olayların kahramanları şefkat panzehirinden içmeliler.

Testiyi kırmamak için tepsiyi birlikte tutmaya mecburuz, görün artık!

  • Yorumlar 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2008 Haber Exen | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0.362. 432 64 64 Faks : 0.362. 435 47 77