• BIST 82.779
  • Altın 146,779
  • Dolar 3,7701
  • Euro 4,0274
  • Samsun 8 °C
  • Ankara -1 °C
  • İstanbul 6 °C
  • Trabzon 9 °C

Gözlerim kamaşıyor, neden acaba?

Mustafa ÇAKIR

Bugün, basında sansürün kaldırılışın yıldönümüymüş. İki gündür şamatalı, şaşalı sözlerle doluyor kulaklarım. Basının öneminden, özgürlüğünün nimetlerinden dem vuruluyor.

Sorsanız, “basında sansürün kaldırılışı neden bir bayram gibi kutlanıyor?”, bilemeyecekler. Ama kutluyorlar. Çünkü, gelenek olmuş! Ayıp olur, kutlamamak.

Sürdürülen onca maddi ve psikolojik sansür yöntemlerine rağmen, “Medya olmazsa hayat duracak” diyecekler neredeyse. Belki, “bendensin, abimsin” tabir ettiklerini işaret ediyor olabilirler!

Böyle de olsa bir gün dahi idealin dillerden dökülmesi memnun ediyor. En azından polyanacılık oynuyoruz, hep birlikte.

Basın kendi içinde kendini yenileyebilse, hak ve özgürlükler noktasında kendini terbiye edebilse sansürün, korkuyla, şiddetle yada bilmem başka hangi unsurla olursa olsun yapılabilmesi mümkün değil.

“Birilerinin paşa gönlü istiyor” diye haklıyla haksıza yer değiştirten ikilemden çıkmak zor değil ama an itibariyle imkansıza yakın. Çünkü, bireysel imtiyazların toplumla paylaşılması, huzurun toplumun kılcal damarlarına inmesi istenmiyor.

Böylesine büyük bir kazanç kayıp zannediliyor. Hırs ve kibir bu gerçeği gizliyor.

Bir gazeteciye uygulanan şiddet, sansür ya da başka uygulamalar meslektaşları tarafından kulis malzemesi yapılarak içten içe alkışlanıyorsa, “oh olsun” deniliyorsa sansürün kağıt üzerinde bile başını kaldırması mümkün değil.

Sansür, hukuki açıdan kalkmış ya da basına dönük özgürlükler yasal anlamda genişlemiş olabilir ancak fiili sansürün yokluğundan söz etmek için akli melekelerin görevini yapamıyor hale gelmesi lazım.

Hakareti, iftirayı, riyayı kendine has bir başarı durumu zanneden meslek mensupları olduğu sürece kalkmasını bırakın daha ağır şartların oluşturulmasını isteyesi geliyor insanın.

Diğer yandan icra ettiği işlere gösterilen masum eleştirileri dahi kendine hakaret sayan kibir, enaniyet sahiplerinin, riyakarların siyasetini ve ticaretini bu kanal üzerinden sürdürmesi sansürü, maalesef derinleştiriyor.

İşbirliği bittiğinde de ilk yanlışta herkes birlikte lekeledikleri kirli çamaşır operasyonuna başlıyor.

Kimin kime hükmettiği karmaşıklığına düşüyor, meslek. Halbuki hükmetme çabasını doğru bilgiyi paylaşma adına yapsak, hepimiz huzur bulacağız.

Biz öyle bir mesleğin icracılarıyız ki, toplumun içindeki aynalarız. Bugün gazetelerden şikayet edenler önce kendilerine baksınlar.

Mesleğin hala “maşa” tabiriyle kullanılmasına gösterilen vicdani yada şekli rızanın bedellerini daha çok ödeyeceğiz.

Gazeteciler yalnızca mesleki gelişim kaygıları ile yükselmek yerine başka rüzgar ihtiyacı hissederlerse onları yükseltenlerin asansörüyle de inerler.

Bizi umutlandıran tek gerçek ise, demokrasiye ve medyanın toplumun aynası olduğuna inanan demokrat insanların varlığı. Onlar bizim umut ışığımız. Az ya da çok olmalarının hiçbir önemi yok, bireysellik yerine toplumsal doğrulara yönelmeleri cesaretimiz için yeterli.

Çokça söze de gerek yok: Sansür var ve uzun bir süre daha devam eder…

Gözlerimin kamaşması sanki gitti.

Neden mi?

Artık, riyaya duyarlı gözlük kullanıyorum. Herkese de tavsiye ederim.

İyi geliyor.

  • Yorumlar 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2008 Haber Exen | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0.362. 432 64 64 Faks : 0.362. 435 47 77