• BIST 90.383
  • Altın 144,409
  • Dolar 3,6117
  • Euro 3,9021
  • Samsun 6 °C
  • Ankara 1 °C
  • İstanbul 8 °C
  • Trabzon 7 °C

Huzur arıyoruz, huzur…

Mustafa ÇAKIR

 

Hangi gülen yüz de, hüzünlü de, kederini içine akıtan da –kime sorarsanız sorun- huzur istiyor. Kendisinin yapmadıklarını başkalarından bekliyor. Selamı esirger ama bırakın selam vermeyi göz göze gelmeyene dahi gönül kayar, “kaba” der.

“Ben hükmedeyim ancak herkes bana hürmet etsin” fikrini ne kadar da doğal hale getirdiler. Öyle yaşayıp ta fark edemez hale geldik.

Şikayet ettiklerimizin neredeyse tamamı bedene sinmiş, tezahür etmişken illa da başkasının yakasına yapışmak için ne kadar çok neden buluyoruz!

“Ben”  boyumuzca taş olmuş altına almış farkında değiliz.

Gönlüm hoş olduktan sonra kırık kalplere yüz dönmek, merhem olmak ta ne ki!

Heran yeni bir sevdanın peşinde yalpalana yalpalana gidiyoruz. Sorsalar koşar adım adeta uçuyoruz. Ama nerede!...

Kocaman kayalara gerek yok, küçücük bir çakıl taşı tanesi dahi tepe taklak edecek devleştirdiğimiz bedeni, kibirle büyüttüğümüz kimliğimizi, ihanetlerle beslediğimiz ruhumuzu…

Hergün birgün öncesini telafi etmek için yeni bir başlangıç fırsatı sunuyor, bize. Fark edenler farkındalıklarıyla sıyrılıp aradığı huzuru buluyor.

Kasvetin, kederin, hüznün ilacı başkasına yapılacak iyiliklerdir. Kendine yaptığının kıymeti başkasıyla kıyaslanamaz. En büyük huzur, başkası için yaşabilmek, birine iyilikte bulunabilmek.

Dünya, bugün huzur arıyor. Huzur arıyoruz.

Ancak, yanlış ağaçların gölgesinde, kibrin şemsiyesinin altında soluklandıktan sonra büyük bir yanlışa doğru gidiyoruz.  

İhanetlerle, hasetle, fitneyle huzuru yakalayamayız.

Merhamet, sadakat, adalet ile huzur limanına ulaşabiliriz.

Bakın mezarlıklara nice “küçük dağların sahipleri”, vazgeçilmezler, şöhretliler göreceksiniz. Hayırla yad edilmeyi başaranlar hala aramızdalar. Ya aksini tercih edenler, neredeler? Kaçını hatırlıyorsunuz?

Huzur arıyoruz, en tepeden en aşağıya. Ancak, elimizdeki haritayı okumayı bilmiyoruz.

O nedenle ne huzura erişebiliyoruz, ne de başkalarına huzur veriyoruz.

Başkasının huzurunu yok ederek elde edilen hangi huzur baki olabilir? Huzur isterken huzur bozmak hangi dengeye sığabilir?

Velhasıl, büyük bir yanlışın içinde debelenip duruyoruz.

Acı olan, farkına varanın da varmayanın da kapıldığı akıntıya kendini bırakması. Büyük bir ümitsizlikle mevcut huzurumuzu da peşkeş çekiyoruz, bizi yanıltanlara.

Dün, Ramazan ayına eriştik. Yanılgıların oluşturduğu ümitsizlik dehlizlerinden çıkmak için büyük bir fırsatın eşiğindeyiz. İliklere kadar huzurun soluklanabileceği, kardeşliğin pekişmesine zemin hazırlayacak mübarek günlerdeyiz.

Önce kalplerimizi yumuşatalım. Gözlerimizden akan yaşlardan korkmayalım. O acizlik değil. Tam aksine, ruhun filizlenmesi için can suyu. Toprağın altından çıkmaya çabalayan çınarı sulayan yağmur gibi gözyaşlarına muhtacız.

Gözyaşını bize, acziyet gösterdiklerinden hep içimizde saklarız. Sonra katılaşır, merhamet etmeye değil şefkate muhtaç hale geliriz.

Dün merhamet abidesi iken bugün taşlaşan yüreklerin sebebi de bu!

Hatalar zincirini kırmalayız…

Çünkü, huzur arıyoruz huzur…

  • Yorumlar 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2008 Haber Exen | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0.362. 432 64 64 Faks : 0.362. 435 47 77