21 Mayıs 2012 Pazartesi
Samsun17 °C
Konut fiyatları tepe taklak olacak !
Kahvaltıda timsah yiyen kaplumbağa!
Kredi kartında önemli uyarı
Pakistanda Twitter yasağı
İki olay arasında tek fark !

Hünkar SOYTÜRK

12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto

KIZ ve ZAMAN

22 Şubat 2012 Çarşamba 08:30

 

Zihin, kendince oyunlar oynuyor. Anakronik buhranlar içerisinde her dem başka tarihlerle oynaşıyor. Vefâsız bir kız gibi: Kendisi önünde yerle yeksan, aşk ile derdest temennâlara burun kıvırıp şımarık ve şuursuz gülüşler içinde dönüp giden, huysuz ve bıkkın. İyi ama nereye gider bu kız?

Geçmiş camının ardında beliren upuzun yılları, derin derin soluyamamış olmanın öfkesi içinde, her buhran anında hadsiz donanmalarla geçmişe savaş açmaya giden, daha silah tutmayı beceremezken türlü kuvvetler ile geçmişi zabturabt altına alıp, kurşunlaşmış kelâmlar eşliğinde mâziyi hesaba çekmeyi planlayan bu ‘çocuk kız’, sultanı olamadığı mâzisine hunhar bir hünkâr hışmıyla atlayıp ‘İşte bütün çirkinliğimle, acımasız kudretimle saltanatım altında lîmelîme etmeye geldim seni!’ demekte. Oysa ölümsüz olanı iyi tanıyan keskin gözlerin sahibi olan zamanın tutsağıdır geçmiş ve öyle azılı bir dosttur ki düşmanı aratmaz çoğu zaman, söyleyebildiği kadar acı söyleyerek… O keskin gözlerden öyle bir zehir akar ki gider en ölümsüz olanın tenine yapışır. Zaman, öyle mümeyyiz ve öyle müstebid ki en müstesnâ, aklî ve kalbî hazinesi en zengin âdemden içirir kendini.

Zehrine bulanan tenlerin ruhunu emerek büyüyen ve güçlenen bu mefhum, biz garip ruhlara istediği gibi hükmeder. En keskin akıllardan tek bir akıl, en yüce ve en girift ruhlardan tek bir ruh olarak devleşen ve hiç yaşlanmayan zaman, biz zavallı kulları yıldan yıla çökertir. Bir kıvraklık ve derinlik görmediği insancıkların gençliğini içer. Savaşı savaş değil, zira o zaten bu âlemin gâlibi!

‘‘Geleceği -Hakk’ın izniyle- hayallerin ve çabalarınla var eden sensin, fakat eğer geçmişe sadece kendin için öfke ve nefretle gidersen çaresiz yenilgi içinde öyle bir tokat yersin ki nereye düştüğünü fark edene kadar bir de bakmışsın ki hayat bitivermiş.’’ diye yankılanan sesi duysa da kulak asmaz, gider bu ‘çocuk kız’ gördüğü en tuhaf savaş sahnesine doğru.

Zaman, kendi dev cüssesinden bir anda kusar gibi dağıttığı yüzlerce câni akıl askeriyle toplanır, dağılır; toplar, dağıtır! Hiç bozmaz istifini. Kendine hayran, omuzları şişik, başları kalkık bedenlerden teşekkül eden mekruh kibri takarak yüzünekahkahalar eşliğinde geliverir. Çocuk kız kılıç sallar, ateş açar, kan kusar, fakat onun tek bir kahkahasını bile yerinden oynatamaz!

Bîtap kız, hayallerini ezen bu en acımasız hırsıza(!) boşa savaş açtığını anlamaz. Ağlayarak geri çekilir. Kalan hayallerini ve ruhunu bir yerlerde bırakır ve yaşar. Yıllar, muhtelif demlerde zamana açılan savaşların tek taraflı bitkinliği ile büyüyen bu çocuk kızın üstüne üstüne gelerek geçer gider… Ve geç de olsa anlar zamanla savaşılamayacağını. Hayra inanıp, ne geldi ise vardır bir hikmeti deyip, yalnızca kendi geçmişi ile meşgul olmamanın insanî olduğunu, ‘ben’den çıkıp atılan her adımın insanlık için atılması gerektiğini.

Mâzi, nefret saçan bir hesaplaşma için değil hakkâniyet içerisinde değerlendirilip bu güne çıkarılacak en doğru dersleri bulup, geleceği ve yeni hayalleri yeniden kurmak için vardır.

Kişi ‘ben’ diyerek çıkarsa yola / Hak ebedîmağlûb yazar kitâba!

YORUMLAR
:)))
Bahar
özlemişim :) kalemine sağlık...
29 Şubat 2012 Çarşamba 01:40
Tebrikler
N.ESER
Mâzi, nefret saçan bir hesaplaşma için değil hakkâniyet içerisinde değerlendirilip bu güne çıkarılacak en doğru dersleri bulup, geleceği ve yeni hayalleri yeniden kurmak için vardır.
Yüreğine sağlık...
22 Şubat 2012 Çarşamba 10:00
"Ben"
Mustafa ÇAKIR
İnsan başkası için yaşamayı tercih ettiğinde beklenti de "ben" de ortadan kalkar.
22 Şubat 2012 Çarşamba 09:24
TÜRKİYE GÜNDEMİ