• BIST 108.489
  • Altın 151,139
  • Dolar 3,6704
  • Euro 4,3242
  • Samsun 11 °C
  • Ankara 10 °C
  • İstanbul 17 °C
  • Trabzon 16 °C

Makine İle Kesilen Tavuk Eti Caiz Değil

Makine İle Kesilen Tavuk Eti Caiz Değil
Cübbeli Ahmet Hoca; Her canlının kesilirken Allah’ın adıyla canını vermesi gerekiyor."

Ahmet Mahmut Ünlü Hoca; "Her canlının kesilirken Allah’ın adıyla canını vermesi gerekiyor. Makinalı sistemde ise bir düğmeye basarak onlarca tavuk kesiliyor. Bu caiz değildir. Besmele ile kesilen el kesimi tavuklar caizdir." dedi.

Cübbeli Ahmet Hoca'nın vahdet Gazetesi'nde yer alan yazısında diğer çarpıcı ayrıntılar ise şöyle; 

Tavuk eti konusu sıkıntılı bir meseledir. Bunun iki boyutu var. Birincisi kesimi ikincisi pişirilmesi. Kesimde sorun var. Çünkü makine sistemine geçildi.

Makine sisteminde adam makinanın düğmesine basarken besmele çekiyor. Ondan sonra bin tane tavuk kesiliyor. Buna Hanefi mezhebinde cevaz yoktur.

Çünkü Hanefi mezhebinde her bir canlı varlığın kesiminde besmele şarttır. Araştırırken gördük ki fıkıhta “Üç tane tavuğu üst üste koysan, bir besmeleyle üçüne birden bıçağı vursan birincisi helal olur alttaki ikisi mundar olur” diyor. Çünkü her can sahibi canını veriyor. Bunu da Allah’ın adıyla verecek.

ŞAFİLERDE DE CAİZ DEĞİL

Sen de bunu Allah’ın adıyla keserek istifade edeceksin. O zamanlarda makine yoktu ama üç tavuğun üst üste koyulup kesilmesi makinayı anlatıyor.

Bu durumda Şafi mezhebini taklit edelim diyenlere bile şu sorun var: Şafi mezhebinde “Et besmelesiz de kesilse sen besmele çek ye” denir. Şafilerde bu caizdir. Onların mezhebine saygı duyuyoruz. Hak mezheptir, Ehl-i Sünnet içindedir. Ama bu tavuk işi Şafilere göre de olmuyor. Çünkü Şafi mezhebinde kesen bir canlı insan lazım.

Bunda kesen de makine olduğu için olmaz. Hadi besmeleyi kurtardık ama kesen yok ortada. Onun için bunun kesimi büyük sorundur. El kesimi olmasını şart koşuyoruz.

BİZ FETVA VEREMİYORUZ

Bazı hoca efendiler maalesef buna fetva verdiler. Arabistan’daki bazı fetva heyetleri de buna fetva vermişler. Bölüm bölüm yapmışlar. “100 taneye bir besmele yeter” şeklinde fetva vermişler. Biz buna da fetva veremiyoruz. El kesimi olmayanlara caiz değil diyoruz.

İkinci konu pişirme meselesidir. El kesimi de olsa pişirmede 40-50 dereceye kadar müsaade vardır.

50 derece sıcaklığa kadar tavuk içindeki pisliği sünger gibi emiyor. Bunun aslı içindeki pislik boşaltıldıktan sonra kaynatılmasıdır.

SÜNGER GİBİ

İçindeki pislik boşaltıldıktan sonra kaçta kaynatırsan kaynat. Ama içindekiyle beraber toptan attığın zaman 50 dereceyi de geçerse pisliği sünger gibi emiyor. Bazıları tavuğun eti daha beyaz gözüksün diye 60 ve yukarısına çıkıyorlar. Bu durumda mundar olur diyoruz. Besmeleli kesilse de pislik içine nüfuz ettiği için. Besmeleli kesilmişse 40-50 derece arasında kaynatmada içine pislik nüfuz etmediğinden onlara cevaz veriyoruz.

DAR PANTOLONLA NAMAZ MEKRUH OLUR

Dar pan­to­lon­la kıl­dı­ğın na­ma­zı Al­lah sev­mi­yor. Mek­ruh­tur. Çok in­ce ku­maş­tan cüb­be­ler var. On­dan çan­ta­nı­za bir ta­ne ko­yun. Ner­de na­maz kı­la­cak­san, çı­ka­rır­sın çan­tan­dan cüb­bey­le kı­lar­sın. Pan­to­lo­nu de­ğiş­tir, şal­var giy zor olur. Ama cüb­be­yi ner­de olur­sa ta­kar­sın üs­tü­ne. Cüb­be­nin de di­zi­nin al­tı­na gel­me­si la­zım bi­raz. Ba­zı cüb­be­ler var kı­sa­cık. Mi­ni etek gi­bi cüb­be mi olur?! Aşa­ğı­ya yat­tı­ğın an­da cüb­be ta­ma­men kal­ça­nın üs­tü­ne çı­kar. Gü­ya kal­ça­nı ka­pa­ta­cak­tı. Cüb­be­nin de bir usu­lü var. Sec­de yap­tı­ğın za­man ar­kan­dan ba­kan se­nin ar­ka­nı gör­me­sin. Te­set­tür ya­hu te­set­tür. Set­ri av­ret ta­mam. Pan­to­lon var için gö­zük­mü­yor ama şek­lin gö­zü­kü­yor. Bü­tün şek­lin mey­dan­da olu­yor.

Ne­yin var ne­yin yok or­ta­da. Adam say­sa ek­sik var mı gö­re­cek ya­ni!

ŞAL­VAR SÜN­NET­TİR

Pan­to­lon za­ten da­ra­cık. Ke­si­yor ne­fe­si­ni. Na­sıl ye­mek yi­yor­su­nuz bu pan­to­lon­lar­la. Ben şal­va­rı bi­le las­tik­li yap­mak zo­run­da kal­dım. Şe­ker has­ta­sı ol­du­ğu­mu 2 se­ne­de an­la­ya­ma­dım. Sü­rek­li ki­lo alıp ve­rin­ce şal­va­rın yan­la­rı­na elas­ti­ki las­tik­ler koy­dur­dum. 3-5 ki­lo oy­na­sa­da far­ket­mi­yor­du.

He­ri­fin bi­ri “A­ra­p’­ın en­ta­ri­si­ni giy­mi­ş” di­yor ba­na. Ara­p’­ın en­ta­ri­si di­ye bir şey yok. Ra­su­lul­lah (Sal­lal­la­hu Aley­hi ve Sel­lem)’in en­ta­ri­si be­nim­ki. Kâ­ina­tın efen­di­si gi­yer­di. Sün­net­tir.

Şal­var da sün­net­tir. Efen­di­miz (Sal­lal­la­hu Aley­hi ve Sel­lem)’e “Şal­var gi­yer mi­si­n” di­ye sor­muş­lar. O da “Giy­mez olur mu­yum, ev­de, yol­da, ge­ce-gün­düz gi­ye­ri­m” bu­yur­muş. 

İSTİSMARA DiKKAT!

Bizim adımıza para toplayan, “Biz Cübbeli Hoca’ya yardım ediyoruz. Televizyona, derneğe yardım ediyoruz” diye para toplayanlar olduğunu duyuyoruz. Benim adıma ihaleye girmek isteyen, sağa-sola gidip “Hoca gönderdi” diyenlerle ilgili çok yüksek seviyeden haberler geliyor. Ben bunlardan bizarım ve beriyim. Hiçbir ihale takibim yok. Hiçbir ortaklığım yok. Hiçbir şirkette hissem yok. Üzerimde hiçbir tapum yoktur. Bundan dolayı benim adıma, televizyon ve radyo adına para toplayanlar yalancıdır ve sahtekârdır. Bunlara dikkat edelim. Müslümanlar birbirimizi uyaralım. Bu gibi insanlara prim vermeyelim. Biz “Bizim adımıza yardım toplayın” diye kimseye bir şey demedik.

YARDIMLAR RESMİ KANALDAN

Ahmet Yesevi Derneği’nden başka hiçbir dernekle hizmetlerimizin yönetilmesi bağlamında iştirakimiz yoktur. Bir tek Ahmet Yesevi Derneği onursal üyesiyim. Bundan başka bir dernekte de üyeliğim yoktur.

Abdülkadir Geylani Hazretlerinin türbesine bakan Türkmenler yardım istiyor, Kızılay aradı. İmam-ı Azam’ın türbesi sıkıntı altında. Sünni Türkmenler orada mücadele veriyor. Ahmet Yesevi Derneği bütün bunlara yardım etmeye çalışıyor. Ama bunlar resmi yapılıyor, resmi kanallardan ulaştırılıyor. Bizim gayri resmi işlerimiz yoktur. Ahmet Yesevi Derneği’nden başka bir yerin de bizim adımıza para toplama yetkisi yoktur. Benim kendim için değil, hizmetler adına para toplama yetkisi yoktur. Hizmetini arz eder, isteyen o hizmete yardım yapar. Bunlar resmi yapılıyor. Hesap numaralarına yapılıyor.

“Ben hoca adına, dernek adına para topluyorum” diyenlere itibar etmemenizi Allah rızası için rica ediyoruz.

YOGA & RABITA

Allah Cinleri ve insanları ancak beni bilsinler ve bana kulluk etsinler diye yarattım” buyuruyor.

“Benim çok boş vaktim var. Nelerle meşgul olayım?” diye soruyor. O da ona “İğnesi oyası yap” diyor. Gerçi iğne oyası yine iyi en azından bir iş çıkarıyor. “Yoga yap” diyen var. Yoga ne?! Hiç bilinmedik iş. Rabıta yap demiyor da yoga yap diyor. Yoga işte düşünüyorsun, kendini motive ediyorsun, o yandan bu yandan gelen giden… Hayırlı olsun yani! Cinler, şeytanlar cirit atar. Çünkü ayette ve hadiste yok. Şeytanın oyunları bunlar.

KULLUK İÇİN YARATILDIK

Adama “2 rekât namaz kıl. Git abdest al. Senin kaza namazın var mı? Sen ilmihalini biliyor musun? Ehl-i Sünnet itikadını tahsih ettin mi? Kabirdeki suallere cevabın hazır mı?” demiyor. “Git yoga yap” diyor. Çünkü sorduğu adam ondan cahil. “Zikir ehline sorun” diyor Kur’an. “Bilenlere sorun” diyor. “Eğer bilmiyorsanız zikir ehline sorun” ne demektir? Allah’ı bilenlere sorun, Allah’ı bilmeyene niye soruyorsun?! “Bu dünyaya yemeye içmeye geldik. Ye, iç, yat” diyor. Hâlbuki Kur’an’da Allah “Cinleri ve insanları ancak beni bilsinler ve bana kulluk etsinler diye yarattım” buyuruyor.

  • Yorumlar 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
Tüm Hakları Saklıdır © 2008 Haber Exen | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0.362. 432 64 64 Faks : 0.362. 435 47 77