• BIST 97.533
  • Altın 145,901
  • Dolar 3,5801
  • Euro 4,0019
  • Samsun 13 °C
  • Ankara 9 °C
  • İstanbul 17 °C
  • Trabzon 17 °C

Önce Gülümseten Sonra Ağlatan Ülke Bosna;

Mustafa KOÇ

     Avrupanın neredeyse tamamını gezmiş olan ben Balkanları en sona bırakmıştım. Çünkü Balkanlar maneviyatı yüksek bir bölgeydi benim için. Köylerine varıncaya kadar görülmesi gereken bir coğrafya. Nihayet rotamı bu coğrafyaya çevirmiştim ve balkanların  kaderine ağlayan topraklarındaydım. Bosna’ydı burası. Fatih Sultan Mehmed’in fethettiği ve herkesin dinini özgürce yaşama serbestisi verdiği Bosna.

  Evet önce gülümsetti. Motosikletimle ülkeye yeni giriyordum ve daha ilk anlarda köylerde cami görmüştüm.Burası Türkiye değildi üstelik. Avrupanın Balkanlarıydı. Kendi ülkemdeymişim gibi hissettim. Neden ağlattı? 1992-1994 savaşının izleri duvarlarda acıları ise yüzlerdeydi. Dikkatli baktığınızda yaşlı yüzlerde acıyı okuyabiliyordunuz. Bazılarının gözlerinden yüreklerine inebiliyordunuz. Öyle bir yürek ki bu acının imbikten geçirilmiş safkan halini taşıyordu, evlat acısını…

  Bosna denilince benim aklıma artık ilk Poçitel köyü geliyor.Çünkü ilk karşıma çıkan unutulmaz yerleşim burası Bosna’da. Köy Hırvatistan’dan Mostar’a giderken Mostar’a 20 km mesafede. Osmanlı zamanından kalma yapılarla dolu bu köyde Müslümanlar yaşıyorlar. Poçitelli köyüne gidip de cami içersindeki Türk bayraklarını görünce duygulanıyorsunuz. Kesinlikle görmeniz gereken bir yer. Köyden yola çıkıp Mostar’a doğru sürerken yolda hep şunu düşündüm. Sanki bu topraklar acı çekiyordu. Geçmişte çok güzel günler yaşamış da şimdi o günleri arıyormuş gibi geldi hep bana. Yol üzerinde sayısız cami gördüm ve bu topraklar Müslüman bir coğrafyanın torakları değildi. İçinde yaşayan Müslümanlar vardı ve bu insanlar Türk değildi. Ama islamiyetin oralara yayılması Türklerin sayesinde olmuştu. Avrupalı olup da Müslümanlığı kabul eden bu insanların camilerini görmek benim kaskımın içinde sürekli gülümsememe neden oluyordu. Kendimi sanki ülkemdeymişim gibi hissediyordum. Türkiyedeki insanların buralara daha fazla gelmesi kazımdı bence. Gelip buradaki müslümanları görmeleri gerekiyordu. Yollarda kendimce oyunlar oynuyordum acaba bir sonraki köyün camisi var mı diye. Ve her cami gördüğümde evet işte bu diyordum. Ben Müslüman bir coğrafyadan geliyordum ve aynı dinin mensuplarını görmek bir aidiyet duygusu oluşturuyordu insanda. Bunu gezilerinizde siz de yaşayacaksınız eminim.

 Mostar’a vardığımda gözüm hemen köprüyü aradı. Meşhur Mostar köprüsünü. Motosikletimi parkedip apar topar bir otele yerleşip kendimi dışarı attım. Heyecanım büyüktü. Hava kararmadan Mostar Köprüsünü görmeliydim. Şans işte köprü otelime iki dakika yürüme mesafesi bile değilmiş. Köprü çevresinde çok güzel vakit geçirdim. İnanılmaz bir huzur vardı içimde ve kendimi hiç yabancı hissetmiyordum buralara. Köprünün yanıbaşında dükkanlar var. Kimi hediyelik eşya satıyor kimi ise yemek işlerine bakıyor. Çok güzel köfte yapıyorlar ve de Boşnak böreği. Deneyin siz de bana hak vereceksiniz.

  Mostar küçük bir şehir. Neredeyse tamamını yürüyebilirsiniz. Her yerde duvarlarında mermi izleri olan eski binalar var. Savaşın acı yüzünü görüyorsunuz sürekli. Nehir şehri ikiye ayırmış vaziyette bir tarafta yoğunluklu olarak Boşnaklar yaşıyorlar diğer tarafta ise Hırvatlar. Hırvat tarafındaki dağların tepesinde devasa bir haç bulunmakta.  Her iki tarafında pek hoş anmadığı Sırplar ise şehri terketmiş durumda.

  Şehirde çok sayıda cami var ve ezan sesi duyabiliyorsunuz. Aman dikkat cami şadırvanlarından su içmeyin. Ben içtim. Sonra bir arkadaşım internetten mesaj attı sakın içme diye . Onlar iki yıl evvel içmişler ve tüm kafile hastalanmış. Çünkü şadırvanların üstü açık ve su temiz olmayabiliyor. Beni fiziksel olarak sarsmadı ama sabaha kadar su içerek psikolojik savaşı kazanmaya çalıştım. Sabah uyandığımda iyi hissediyordum.

Bosna yazımız devam edecek… Kalın sağlıcakla.

 

  • Yorumlar 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2008 Haber Exen | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0.362. 432 64 64 Faks : 0.362. 435 47 77