• BIST 82.363
  • Altın 147,033
  • Dolar 3,7764
  • Euro 4,0385
  • Samsun 4 °C
  • Ankara 0 °C
  • İstanbul 8 °C
  • Trabzon 9 °C

SAĞLIK ÇALIŞANLARI İÇİN “İŞ GÜVENLİĞİ” DE NEYMİŞ!

Engin KONYALIGİL

Ülkemizde sayıları 700.000 bulan sağlık çalışanlarının büyük bir bölümü devlet memuru kapsamında çalışmaktadır. Bundan dolayı olsa gerek, genel kanı tehlikeden ve riskten uzak rahat bir ortamda çalıştıkları düşünülmektedir.

Hele sağlık teşkilatının içerisinde olduklarında dolayı hiç hastalanmayacakları da bir şehir efsanesi olarak dillerden dillere dolaşmaktadır.

Fakat bilimsel çalışmalar ve kamu araştırmaları durumun böyle olmadığını göstermekte hatta ülkemizde meydana gelen iş kazalarının sektörler arası sıralamada (her ne kadar literatürde olmasa da) sağlık çalışanlarının geçirdiği iş kazası skalası ilk üçte…

Fakat sağlık çalışanları arasında bu durum bilinmemekte! Zaten sağlık çalışanları iş kazası geçirdiğinin de farkında değil! Çünkü o kadar çok özverili çalışmaktaki; mesaisi veya nöbeti sırasında eline iğne batmış, yüzüne kan sıçramış veya en önemlisi günümüzde sözüm ona oldukça popüler olan! sözel veya fiziki şiddete maruz kalmış bu türlü vakalar onun için sıradanlaşıp rutine bağlanmış artık.

Bu gibi durumları hastanelerdeki iş sağlığı ve güvenliği birimlerine bildirmesi gerektiğini, iş kazası bildirim formu doldurmasının zorunluluk olduğunu bilmiyor bilse de ilgilenmiyor. “Onun tek derdi hasta olarak kendisine başvuran vatandaşa bir an önce tedavisini uygulayarak görevini yerine getirmek”.

Ey sağlık çalışanı kardeşim! Bildirmemekle kendi hayatını ve diğer personel arkadaşının hayatını tehlikeye attığının ne zaman farkında olacaksın acaba.

Bildiğiniz üzere ülkemizde iş güvenliği adına çok kapsamlı bir Kanun bulunmakta hatta eksik ve düzeltilmesi gereken birçok konu, Sayın Başbakanımız tarafında birkaç gün önce yeni düzenlemeleri ile birlikte kamuoyuna açıklandığını takip etmişsinizdir.

Evet, bunlar kesinlikle önceliklerimiz hiçbir işçimiz iş güvenliği faaliyetleri eksikliğinden dolayı ölmesin, yaralanmasın. Ama, bu Kanun sadece işçileri de kapsamadığını bir kez daha hatırlatmak isterim. Ülkemizde ki tüm çalışanları kapsayan Kanun sağlık çalışanlarını, öğretmeni, din görevlisini, postacıyı, vb. memurların çalışma ortamlarındaki tehlike ve risklerinde tespitini istemekte. Bununla da kalmayıp iş kazası ve meslek hastalığı gibi olumsuzlukları da kanun kapsamına almaktadır.

Bakın sağlık tesislerinde gerçekleşen psiko-sosyal risk etmenlerine bir örnek;

Geçenlerde bir yakınımın hastalığından dolayı hastaneye gitmek zorunda kaldım. Bu sebeple mecazi anlamda acil serviste bolca fotoğraf çekmek için vaktim oldu. Bizzat şahit olduğum olayı sizlerle paylaşmak istiyorum;

Bir vatandaşımız anladığım kadarıyla şiddetli bir ağrısı var bu yüzden ağrı kesici yapılmasını istemekte ve görevli doktora şikâyetini ayaküstü söyleyip tedavisinin yapılmasını ifade ediyor. Doktor kendisine kayıt yaptırması gerektiğini sırada bekleyen hastaların olduğunu bu konuda diğer hastaların hakkına giremeyeceğini ifade ederek kendisini sekretere yönlendiriyor, ama kişi çok inandırıcı olmasa da kendisinin acil olduğunu belirterek sesini yükseltiyor. Bu durumdan rahatsız olan diğer hasta ve yakınları kişiye tepki göstererek sakinleşmesi gerektiğini ifade ediyor.

Fakat kişi ne yapıp edip kabine girmeyi başarıyor. Görevli doktor gerginliği yok etmek amacılığıyla kendisini muayene ederek tedavisini yazıp sağlık memuruna iletiyor. Doktor tarafından kendisine uygun görülen ilacı beğenmeyip doktora ben bu ilacı değil şu ilaçtan istiyorum demez mi!

Allah’ım bu kadarı da olmaz dedim. Ve sabrına hayran olduğum Doktor Bey kendisine o ilacın özel bir hastalığı olan hastalara yönelik olduğunu kendi sağlığı için verdiği tedavinin uygun olduğunu belirtip sağlık memuru arkadaşa kolaylık sağlamasını istiyor. Buraya kadar her şey normal değil mi? Peki ya sonrası…

Vatandaş görevli sağlık memuru arkadaşa ve doktora ağza alınmayacak laflar saf edip acil servisten ayrıldı. Evet bu bir “sözel şiddet” vakası ama, acil servis o kadar yoğun ki ne doktor ne de sağlık memuru o vatandaşa karşılık verecek durumda değildi.

Çünkü sırada bekleyen yüzlerce hasta vatandaş var. Bu yüzden hiçbir şekilde edep ve adaplarını bozmadan işlerine devam ettiler. Bu durum kendime şu soruyu sormamı sağladı “acaba sen olsaydın ne yapardın?” veya söyle yapalım “siz olsaydınız ne yapardınız?”

Ve aradan geçen bir hafta sonra bir bankada sıra beklemekteyim öyle böyle bir kalabalık ki sormayın! Fazla yoğunluktan olsa gerek bilgisayar sistemleri kısa bir arıza geçirdi ve bekleyen vatandaşlar arasına da hemen şikâyetler, tepkiler çıkmaya başladı ben dâhil herkes tepki göstermekte.

O sıra bir kişiye gözlerim takıldı bu kargaşada usulca bir kenarda oturmuş sessizce sırasını bekleyen bir adam, kimseye bağırmıyor meraklı gözlerle etrafını süzmekte bir elinde sıra kâğıdı diğer elinde de at yarışı bülteni…

Tahmin ettiğiniz gibi bu kişi acil servisi karıştıran  “o adam”. Şimdi soruyorum neden bir vatandaş hastanelerde sergilediği bu davranışları diğer kamu kurumlarında sergileyemiyor. Bir bankada saatlerce kabin önündeki numaralara bakıp sırasını bekleyen birisi hastaneye geldiğinde neden içindeki canavar çıkarak işi şiddete döküyor.

Bu örneğimi vermemdeki sebep sağlık çalışanlarının da bir yapı inşaatında çalışan işçi kadar tehlike ve risklere maruz kaldığını belirtmek, günümüzde en çok yaşanan örneği sözel ve fiziki şiddet vakaları olduğundan dolayı sosyal yapımızdaki izlenimlerini anlamak adına önemli bir fotoğraf…

Buradan tüm sağlık çalışanlarına seslenmek istiyorum. Çalıştığınız hastanelerde kendinizi tüm tehlike ve risklerden koruyun ve mutlaka tespit ettiğiniz olumsuzlukları idarelerinize bildirmeyi unutmayın şiddet vakaları da bunların en başında geliyor.

Allaha emanet olun.

  • Yorumlar 2
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Yazarın Diğer Yazıları
    Tüm Hakları Saklıdır © 2008 Haber Exen | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : 0.362. 432 64 64 Faks : 0.362. 435 47 77