• BIST 89.695
  • Altın 145,930
  • Dolar 3,6136
  • Euro 3,9258
  • Samsun 7 °C
  • Ankara 5 °C
  • İstanbul 9 °C
  • Trabzon 7 °C

SAĞLIKLI BESLENMENİN HAFİFLETİCİ DÜNYASI

Gökçe YÜKSEL

 

Cemreler sırayla düştü; havaya, suya, toprağa. Yazın gelişine nerdeyse üç ay var artık. Herkeste ise yaza formda girmek için haklı bir telaş. Bu telaşla beraber gerek internette gerekse televizyonlarda ‘kilo verdirecek ne varsa’ aradığınızı, öğrenmeye çalıştığınızı biliyorum. Bunu yaparken sağlıklı sağlıksız ne varsa denediğinizi de. Ama sağlık, bunu bilmeyenlerin eline bırakacak kadar değersiz değil. O yüzden haydi gelin, yanlış diyet tuzaklarına düşmeden, aç kalmadan, yiye yiye zayıflamak nasıl oluyormuş hep beraber öğrenelim.

Öncelikle bu zaman zarfında yapmanız gereken en önemli şey, popüler diyetlerden uzak durmak. Bu diyetler size, kısa sürede kilo kaybettirse de uzun vadede vücudunuza vereceği zararlar çok büyük.

Tek çeşit besin tüketimi öneren ve çok düşük kalorilerde olan bu diyetler, vücutta vitamin eksikliği, direnç kaybı, bağışıklıkta zayıflama, saç kaybı, böbreklerde problemler, yaralarda geç iyileşme gibi yaşam kalitesini düşüren birçok soruna sebep oluyor. Sonuçta ise ince ama sağlıksız bir vücutla baş başa kalıyorsunuz.

Bu anlattıklarımı yaşamak istemiyorsanız, sağlıklı beslenmenin hafifletici dünyasına girmeye hazır olun. Başlıyoruz!

Bol su, her zaman su!

Hayatımızın merkezinde olması gerekirken pek de önemsenmeyen su, vücudumuz için adeta bir iksir. Su;

  1. Organları temizleyerek, onların doğru çalışmasını sağlar
  2. Kanı temizler
  3. Böbrekleri toksik maddelerden arındırır
  4. Vücut sıcaklığını düzenler
  5. Emziren kadınlarda süt üretimini arttırır
  6. Metabolizmayı hızlandırır.

Özel probleminiz yoksa vücudun günlük ortalama su ihtiyacı 2-2,5 litredir. Diyet yapmakta çok zorlanıyorum diyorsanız sadece su içerek bile zayıflayabilirsiniz. Ama unutmamalısınız ki doğru olan her besinden yeterince tüketmektir.

Sofraların rengi; sebze-meyveler

Tüm vitaminleri ihtiva eden bu besinler, mineral içeriği bakımından da çok zengin. Bağırsak sağlığı başta olmak üzere, özü itibariyle tansiyon, kalp rahatsızlığı, görme bozukluğu, kalsiyum eksikliği ve daha birçok rahatsızlığa şifa olan sebze ve meyvelerin kıymetini bilmek lazım.

Diyet sırasında kendinizi aç hissettiğiniz zamanlarda, yağsız olarak tüketebileceğiniz sebzeleri, ara öğünlerinizin de vazgeçilmezi yapmalısınız.

Meyveler ne yazık ki sebzeler gibi sınırsız tüketilemiyor. Bir porsiyonu 60 kalori olan bu yenilebilir hazineler, fazla tüketildiğinde kilo artışına sebep olabiliyor.

Bunların dışında sebze ve meyveler yüksek posa içerikleriyle de ‘bağırsak dostu’ tabirini tam olarak hak eden besinlerden. Yüksek posalı beslenme alışkanlığı ise bağırsak sağlığı için çok önemli. Bu beslenme tarzı, mide ve bağırsak kanserine karşı korur, kabızlığı önler, posanın midede uzun süre kalması sebebiyle tokluk süresini uzatır, kan şekerinin hızlı yükselmesini engeller.

Aç kalma, vücudunu yorma.

Uzun süre aç kalarak zayıflamaya çalışmak tahmin edilenin aksine vücutta stres oluşturarak vücudun kendini kilitlemesine sebep oluyor. Metabolizma yavaşladığı için kilo vermek de zorlaşıyor.

Aç kalmaktansa ufak atıştırmalıklarla hem karnınızı doyurmak, hem de her lokmada metabolizmanıza hareket vermek sizin elinizde.

Küçük sürprizlerle metabolizmanızı şaşırtın.

Yemeklerinize ekleyeceğiniz baharatlar, ara öğünlerde içeceğiniz çaylar, meyvelerinize, ara sıra yediğiniz tatlılarınıza ekleyeceğiniz lezzet parçacıklarıyla hem diyetten keyif alır hem de metabolizmanızı çalışması için uyarabilirsiniz.

Yapılan bir araştırmada, bir inşaatta, aynı işte çalışan iki gruptan birine protein diğerine ise karbonhidrat ağırlıklı kahvaltılar verilmiş ve acıkma saatleri karşılaştırılmıştır. Birbirlerinden farklı hiçbir iş yapmayan bu gruplardan, karbonhidrat ağırlıklı beslenenler kısa sürede acıkmış, yorulmuş ve işleri yeterince iyi yapamamışlardır. Proteinden zengin beslenen grup ise uzun süre tok hissederek işi tamamlamıştır.

Peki, bunun sebebi nedir?

Proteinler, karbonhidratlara göre daha uzun sürede sindirildiğinden, vücuttan daha geç atılıyor, ayrıca kan şekerini hızla yükseltip, aynı hızla düşürmediğinden açlık hissi oluşturmuyor ve karbonhidrat tüketenlerde olduğu gibi vücutta yorgunluk hissini veren laktik asit salgılanmasını arttırmıyor.

Aynı zamanda proteinler, uzun sürede sindirilmenin avantajıyla daha fazla enerjiye ihtiyaç duyuyor ve kalori yakımını arttırıyor.

Sizler de kahvaltılarda peynir, yumurta, ana öğünlerde kırmızı ete göre daha az yağ içeren tavuk, hindi, balık etlerini tüketerek bu mucizevî besinin faydalarından yararlanabilirsiniz.

Çaysız gün geçmez.

Ara öğün diyetin olmazsa olmazı. İki galeta, seçiminize göre düşük kalorili bir tatlının yanında beyaz çay ya da yeşil çay tüketerek metabolizmanızı hızlandırmanız mümkün. Bu çaylar, vücut sıcaklığını yükselterek metabolizmayı hızlandıran ‘fenol’ adı verilen bir bileşiğe sahip.

Yine ara öğünlerinizde tüketebileceğiniz metabolizma hızlandırıcılarından biri de tarçın. Tarçın, kan şekerini düzenler ve öğünler arasındaki açlığı bastırarak uzun süre tok tutar. Ayrıca vücutta termik etki oluşturarak, metabolizmanın hızlanmasını sağlar. Sütlerinize, tatlılarınıza, meyvelerinizin üzerine tarçın serpebilirsiniz.

Acı biber de, ona acı tadını veren kapsaisin maddesiyle metabolizmayı, yemek sonrası 3 saat boyunca 1.2-2 katına kadar hızlandırabilecek besinlerden.

Keskin tadı ve hafif acılığıyla bilinen zencefili de metabolizmanızı hızlandırmak için kullanabilirsiniz. Zencefil, sindirime yardımcı olur ve vücut sıcaklığını yükseltir. Yemeklerden sonra metabolizma hızını yaklaşık olarak yüzde 20 oranında arttırır.

Hareket en güzeli!

Diyetin hatta hayatın merkezinde olması gereken bir şey varsa o da hareket. Dünya Sağlık Örgütü günde 10.000 adım atmayı öneriyor. Adımlarınız gün içinde;

  1. 2500’den azsa – Hareketsiz
  2. 2,500 ile 4,999 arasında ise – Limitli Hareketli
  3. 5,000 ile 7,499 adım arasında ise – Düşük Hareketli
  4. 7,500 ile 9,999 adım atıyorsanız veya işiniz yürümeyi gerektiren bir işse kısmen hareketli
  5. 10,000 ile 12,499 arasında ise – Aktif
  6. Günde 12.500 adımdan fazla adım atıyorsanız – Yüksek Aktifsiniz demektir.

 

Ayrıca hareket, kalp damar hastalıkları riskini azaltıyor, obeziteye engel oluyor, spor sonrası vücuda enerji vererek canlanmayı sağlıyor.

 

Tüm bunlar sağlıklı olmanızı ve kilonuzu dengede tutabilmenizi sağlayacak önerilerden sadece birkaçı. Siz de artık, kilo vermek için lahana sularına, her gün başka bir isimle ortaya çıkan sağlık düşmanı diyetlere, kilo verdirdiği iddia edilen haplara ve aç kalmaya son verin. Doyarak zayıflayın, sağlığı zirvede yaşayın!

  • Yorumlar 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2008 Haber Exen | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0.362. 432 64 64 Faks : 0.362. 435 47 77