• BIST 97.726
  • Altın 146,210
  • Dolar 3,5844
  • Euro 3,9885
  • Samsun 18 °C
  • Ankara 16 °C
  • İstanbul 18 °C
  • Trabzon 18 °C

Tehditler Bizi Yıldıramaz

Mustafa ÇAKIR

Demokrasi ancak demokratların varlığı ile yaşar. Eleştiriye açık, hatta kimi kinayelere tahammül edebilmeyi sindirmek, siyasette farkındalık oluşturur. Kazandırır.

Sözü çok uzatmaya gerek yok aslında. Her gün eleştiriye tahammül edemeyenlerle yaşıyoruz. Yüzden baktığınızda onca iyimser duygular beslediğiniz kişilerin nasıl bir canavara dönüşüp etrafındakilere tehditler savurduğunu anlatacağım biraz sonra.

Dün ben gazetede değilken gelişen bir olayı paylaşacağım. Yayınlanan bir habere öfkelenen bir siyasetçiye arkadaşlarımız Haberexen’e yakışır şekilde cevap vermişler. Tepki sınırlarını aşan, her yöne çekilebilecek sözlü ve bedensel imalara maruz kalan arkadaşlarımız onca terbiyesizliğine rağmen ikramla ve nezaketle uğurlamışlar.

Arkadaşlarımızın bu davranışı bana şu hikayeyi hatırlattı: “Yavuz Sultan Selim zamanında, İran Şahı İsmail kıymetli mücevherlerle süslü bir sandık hediye gönderilir, Sultan Selime. Sandık açılır. İçinden çeşitli değerli taşlar, kıymetli atlas, kadife kumaşlar çıkar. Fakat bir de pis bir koku yayılır. Dehşet bir koku, herkes burnunu tıkar. En alttaki bohçadan insan pisliği çıkar.. Yani Osmanlı'ya büyük bir hakarettir. Cihan Padişahı emir verir, ‘buna ince bir şekilde cevap vermemiz gerekir.’

Ve cihan padişahı yine çözümü kendisi bulur. Aynı şekilde değerli mücevher ve kumaşlarla süslü bir sandık hazırlatır. İçine o zamanın Osmanlı İstanbul´unda imal edilen gül kokulu en nadide lokumlardan bir kutu hazırlatır. En altına da küçük bir kağıt ve bir satır yazı ekleyip gönderir. Sah, sandığı açar. Halılar, değerli taşlar... Açtıkça güzel bir koku ve en altta bir kutu lokum. Anlam veremiyor, tabii. Bizim Elçi yer önce, zehirsiz olduğunu göstermek için. Sonra oradakilere ikram edilir. Lokum bittikten sonra Yavuz’un gönderdiği kutunun içindeki notu Sah İsmail okur: "Biz biliriz ki, herkes yediğinden ikram eder."

İnsan ne ise, onu yansıtır dili ve bedeni ile. Dün adeta baskın yapan siyasetçide biz geçmişteki insani yüzünün altındakini gördük. Tehditkar tavırlarıyla, püskürteceğini zannediyorsa ya da birileri böyle bir tahayyül içindeyseler akıl tutulması yaşıyorlar.

Geçmişte de benzerlerini, en ağırlarını yaşadık. Ancak onlar zaten kendilerinden bekleneni yapıyordu.

Fakat, dünkü beni hayli şaşırttı.

Kendisinden “küçük alınganlıkla telafi zor tepkiler” beklemezdim. Bundan sonra her adımı bizim açımızdan  “şüpheli”dir. Halbuki beşeri ilişkilerle varsa bir yanlış telafisinin mümkün olduğunu izah etmeye gerek bile yok. Peki ya şimdi: ‘haksız.’

Siyasetçi böyle mi yapmalı?

Hırs, neye mal oluyor! Bir şehirde seçimle gelip üst seviyede siyaset yapıp, seçimle gitmek demek ki insanın psikolojisini bozuyor.

Bundan sonra yazdıklarımıza daha çok dikkat edeceğiz. Lakin, korktuğumuzdan değil. Dün, pervasızca, destur almadan dili ve bedeniyle akla gelmesini dahi arzulamadığımız yöntemlerle hesap sormaya çalışan arkadaşlarıma tehditler savuran siyasetçinin adımlarını özenle takip edeceğiz ki, atlamayalım.

Hepimiz insanız, konuşarak neyi halledemeyiz! Ne bu yazıya ne de yıllarca üst üste konulan birikimlerle elde edilen değerleri de kaybetmemiş olurdu.

Umarım bundan sonra tehdit değil konuşmayı tercih eder. Aksi halde kalemimizin cevabı çok daha farklı olur.

Herkes hata yapabilir.

Ne diyelim, insan işte!

  • Yorumlar 4
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Yazarın Diğer Yazıları
    Tüm Hakları Saklıdır © 2008 Haber Exen | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : 0.362. 432 64 64 Faks : 0.362. 435 47 77