• BIST 82.300
  • Altın 147,981
  • Dolar 3,8287
  • Euro 4,0719
  • Samsun 6 °C
  • Ankara 1 °C
  • İstanbul 7 °C
  • Trabzon 8 °C

Vahim durum!

Mustafa ÇAKIR

Çarşamba günü yayınlanan “Siyaseti Tıkayan Kibir” başlıkla yazıya gelen yaklaşımların bu kadar çok teyid içereceğini tahmin etmiştim. Lakin, birtek eleştirinin gelmemesi ise işin hangi boyuta ulaştığını gösteriyor.

Her dönem zor geçti. Lakin, bu defa yerel seçimlerin, hemen ardından Cumhurbaşkanlığı –Başkanlık ta olabilir- seçimlerinin yapılacak olması hırs ve hırçınlığı tırmandırıyor.

Hırsla aklın hakimiyetini kaybettiği ruh halinden kurtulmalı, siyasetin içindekiler. Alçak gönüllü olmalı. Tansiyonu düşürmeli.

Kalbe giden yollar keşfedilmeli.

Kazanmak varken kör dövüşüne girip kan revan içinde kalmanın ne faydası olabilir!

Ulaşılabilirliğin kazanımlarıyla erk sahibi olunacağını mazilerinde görebilmeleri için dostların da pozitif eleştirilerine ihtiyaç var.

Yereldeki huzurla Türkiye’de de kalplerin birbirine ısınması mümkün olabilir.

Her kelimesinde kibir ve gurur yansıyan sözcükler ve beden dilleriyle, birbirimize muhabbetle yaklaşmamız, aynı masa etrafında buluşmamız çok zor.

Herkesin fedakarlık yapması lazım. En başta, medyanın. Ayrılıkları, cepheleşmeyi tetikleyecek yayınlardan uzak durmalı. Çok okunmak, satmak ya da popüler olmak günübirlik kazandırsa da kentler kaybedince medyanın da kaybedeceğini unutmayalım.

Kirli ilişkiler içinde bulunanları deşifre ederken de kurumların, siyaset kurumunun yıpranmamasına özen göstermeliyiz.

Siyasetin her cephesindeki insanların kibir, gurur, haset ve eş-dost siyasetinden ne kadar muzdarip olduğunu bir bilseniz. Bunu yazım üzerine arayan insanların kurdukları cümleler ortaya koyuyor. Üretken insanların dışlanması, mobbinge maruz bırakılmasının kişisel çıkarların dışında hiçbir faydası yok.

Halbuki, Türkiye’de sistemin her alanında önde ilerleyen siyaset kurumunun kişisel tercihlerden ziyade ferahına katkı sağlayacağını beyan ettiği toplumun tercihlerine kulak vermesi gerekiyor.

Etrafındaki duvarı yıkanların toplumun kalbinde nasıl da karşılık bulduğunu, yakın tarihimizde 3 kez görmedik mi? Lakin, onların kadrosu da “en iyisini sen bilirsin”in kurbanı oldular.

Farklı kesimlerin sesi partilerin, kadrolarının asli misyonlarına dönmesi ile şehirleri büyütebiliriz. Kendi içindeki aktörlerin bile birbirinin ayağını kaydırmak için türlü oyun, kumpaslar organize ettiği partilerden ne hayır görülebilir!

İyiliği teşvik, kötüyü ise terbiye etmek hem medyanın, hem siyasetin hem de toplum içindeki kanaat önderlerin asli görevi.

Bütün olumsuz emarelere rağmen yarın adına büyük umutlar taşıyorum. Bu tartışmaların, sorgulamaların yerel siyaseti asli misyonuna taşıyacağına inanıyorum. Ancak, dışlanan üretken insanların pes etmeden iyiliğin hakim olması için bulundukları partilerde mücadele etmesi gerekiyor.

Küsmenin, kötülerin hakimiyetini artırmaktan başka ne sonucu olabilir!

Huzur ortamını temin etmek, partilerin yönetim kadrolarının yüreklerinde yeşertecekleri merhamet, şefkat ve demokrat kişiliklerine bağlı.

“Sen en iyisini bilirsin” diyenlerin oluşturdukları rüzgar limana değil dalgalı sulara sürükler. “Taban ne diyor?”, “Halk ne istiyor?” diye çat kapı uğranacak çay ocakları bile bugünün siyasetçilerinin toplumda nasıl algılandıklarını çok iyi anlatacak.

Tabi, kimliklerden arınarak sahaya inmek lazım. Makamlara, insanlara saygı duyan bu toplum “rencide olmasın” diye kimsenin yüzüne gerçeği vurmaz.

Lakin, makamdan arınarak toplumla buluşmak kibirden arınmak adına ilk adımdır. Bu bile alkışlanmaya değer.

  • Yorumlar 2
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Yazarın Diğer Yazıları
    Tüm Hakları Saklıdır © 2008 Haber Exen | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : 0.362. 432 64 64 Faks : 0.362. 435 47 77