• BIST 90.383
  • Altın 144,409
  • Dolar 3,6117
  • Euro 3,9021
  • Samsun 6 °C
  • Ankara 6 °C
  • İstanbul 9 °C
  • Trabzon 9 °C

Yaygaralar, suçlamalar… Sonuç=

Mustafa ÇAKIR

Tam bir yıl oldu. Yaygaralar, efsaneler, suçlamalar, iftiralarla dolu bir yıl. Herkes kendi evinin penceresinden bakarak suçlular buldu. Abalı abasız herkese vuruldu.

Samsun'da canlar suların altında kaldı.

Suçlu aramak, sürek avına dönüştü. Siyasetin tam merkezinde süren kavgalar neredeyse altı ay sürdü. Peki sonra. Sonrası malum. Konuyu değerlendirecek yürek bile kalmadı.

O ilk günleri hatırlayın!.. Sorumluluk sahipleri: “ben üzerime düşeni yaptım” diyordu. Bir yılda ne yapıldığını derli toplu anlatacak biri var mı? Aslında var da, “bütün sorunları temelinden çözdük, bir yıl önce yaşanan ve onun birkaç katına maruz kalacağımız afetlere hazırız diyebilecek” yok.

Topu taça atmak en büyük kabiliyetimiz. Kent, 15 cana mal olan, milli servetleri tarumar eden felakete karşı temel sorunları çözmek de bile bir olamadı ya vahim olan bu.

Bilmem ki daha nerede ve ne zaman bir oluruz.

Yatırımcıların endişesi, evlerinde yaşayanların korkuları alınmayan tedbirler yerine “biz buradayız”la giderilebilir mi?

“Biz buradayız” da aradan geçen süreçte ortaya konulan tavırlarla inandırıcılığını yitirdi.

Selden sonra dere yatağını yol yapan belediyelerimiz varken, biz bu cümlelere nasıl inanabiliriz. O yolların geçmişini bilmeyen belediye başkanlarına alkış tutabilirler. Lakin, o bölgede yaşayanlar da feryat ve korkularını içlerinde yaşıyorlar.

Biz bu olamayız.

Suçlarken meydanları inleten ancak hadi denildiğinde bulunamayanların samimiyetsizliği hakikaten artık ruhları da yoruyor.

Bugüne geldiğimizde iki fotoğraf var:

Birincisi hala evlerinde tedirgin yaşayan insanlar, her yağmurda zemin seviyesindeki iş merkezlerine dahi girmekte korkan vatandaşlar. İkincisi ise ötekileştirilen yatırımcılar.

Lovelet, siyasetin kurbanı oldu. Ruhsatlar verilirken, işler iyiyken “sensin” denilen yatırımcıya sele maruz kaldığında; “yapmasaydın, körmüydün” diyen anlayıştan ne beklenebilir.

Çaresiz bırakılan bir yatırımcıya sahip kente hangi yatırımcı, yöneticilerin hangi sözüne güvenerek gelsin, iş yapsın!..

O yatırım İzmir’den gelen Lovelet’in sahiplerine ait olmasıydı, birileri de siyaseten gereğinden fazla sahiplenilmesiydi tablo acaba nasıl olurdu?

O gün söylenen hangi bentler, sel kapanları yapıldı? Yakınlarının buz gibi bedenlerini sel sularının içinden çıkaran bölge insanının can güvenliğini bugün hangi tedbirler sağlıyor?

Samimiyetle soruyorum, o gün konuşulan hangi beyanlar, tedbirler bugün aktif?

Felaketse yaşadığımız, ne zaman gerçekleşeceği belli değildir, değil mi? O zaman başka hangi felaket bekleniyor, anlayamıyorum.

“İhalesini yaptık, prosedür işliyor” sözü hangi sele bent olabilir?

Canları alabilecek, yapılanları yıkıp – yok edebilecek felaketlerin tehdidi sürerken duygusallığa ne hacet var! Nasıl farkında olmadan dahi “amaaan sen de!” diyebiliriz.

Biz o gün söz üstatlarını dinlemişiz!

Mülki idarenin uyarılarını dikkate almayan, işlerini hızlandırmayan bürokrattan yerel yöneticilere, siyasetçisinden gazetecisine kadar herkes vicdanıyla hesaplaşarak kararını vermeli.

Bu işler bir iki cefakar kamu yöneticisi ile olamaz. Sadece bir tarafı sağlam tutmakla canlı kalınmaz. Birbirimize önce insan olduğumuz için saygı duymalıyız. Sonrasında yine insana hizmet için öfke, kırgınlık, siyasi çatışmaları, bendensin-değilsin tartışmalarını gömmeyi bilmeliyiz.

Bakın; 12 ay önce ne oldu?

Bugün;  ne yaptık, neredeyiz?

Başkasına değil bu soruların cevabını kendinize verin.

  • Yorumlar 1
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Yazarın Diğer Yazıları
    Tüm Hakları Saklıdır © 2008 Haber Exen | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : 0.362. 432 64 64 Faks : 0.362. 435 47 77