• BIST 108.434
  • Altın 151,237
  • Dolar 3,6580
  • Euro 4,3278
  • Samsun 14 °C
  • Ankara 4 °C
  • İstanbul 15 °C
  • Trabzon 14 °C

“Yazmıştık” demek istemezdim!

Mustafa ÇAKIR

Geçen yıl meydana gelen sel felaketlerinin ardından sorumlu yayıncılık ilkesince Samsun’un su ve sel baskınlarına karşı ne kadar hazırlandığını masaya yatırmıştık.

Dergi Haberexen’in Ağustos 2012’de yayınlanan 34’üncü sayısının kapak konusunu sel oluşturuyordu. 14 cana mal olan, telafisi zor maddi ve psikolojik kayıplara yol açan benzer afetlere karşı neler yapılacağını araştırırken “Sel gitti izi kaldı mı?” diye sormuştuk.

Herkes Canik’i konuşurken asıl konunun es geçildiğine dikkat çekmiştik. Samsun’un afet stratejisi yoktu.

Arkadaşlarımız bugün o dosyayı okumayanlar için yeniden gün yüzüne çıkaracak. Arşivden vitrine taşınacak dosyayı okuduğunuzda asıl sorunların bir kütle gibi karşımızda durduğunu göreceksiniz.

12 ayda elbette ki bir şeyler yapıldı. Lakin, büyük fotoğrafın yanında esamesi bile okunmayan yatırımlar, yapılanlar!

Geçen yıl özellikle can kaybı ile oluşan refleksin zayıfladığını da tespit edeceksiniz.

Günü birlik sorunlara denk gelecek çözümlerin, geleceği taşıyacak projeksiyon içermeyen yaklaşımların bedellerini ödüyoruz.

Kent yöneticilerine düşen görev; öyle ya da böyle kritik hamlelerin zamana yayılmasına mani olmaktır.

“Yolda giderken düşecek bir kişinin hakkının kendisine sorulacağını beyan edenlerin” kentsel altyapıların icraasında sınıfta kaldığını görüyoruz, ne yazık ki!

Geçen yıl yaşanan selin ardından ona denk tedbirlerin ötesine geçilseydi, eller çabuk tutularak ıslah edilmemiş dere bırakılmasaydı, Atakum bayram sabahı yağmur değil sevgi ve merhamet seliyle dolup taşacaktı.

Peki ya şimdi! Öfke var. Merhamet ise Atakum’da canı yananlara çok uzak.

Değdi mi? Biliyorum ki, bugün son 20 yıldır Atakum’a mührünü vuran herkes “Keşke” sözüyle değmediğini içten içe haykırıyor. Ama, dün için geç kalındı. Yarını kurtarmak için ise geç değil.

Atakum’u sel değil yatağını bulamayan su bastı. Başka nedenler sadece teselli olur.

Samsun, bir bütün halinde afetlere karşı hazırlandırılmalı. Ve bu projeksiyonlar kamunun hantal yazışmalarına teslim edilmemeli. Pratik yöntemlerle “önce insan” yaklaşımı gösterilmeli.

İnsan yoksa siyasetin, ideolojinin, gücün ne anlamı olabilir?

Bodrum katları iskandan arındırmak yetmiyor ki, sitelerde oturanlar da neredeyse bir tamgün boyunca evlerinde mahsur kaldılar.

Atakum’da yerleşim alanları  genişledikçe sel baskınlarından etkilenen alan da artıyor. Lakin, 1994’de mesleğe başladığımda su baskını haberleri yaptığım yerler yine havuza dönüyorsa, yani mevcut soruna yenileri eklenmişse iyice düşünmemiz gerekiyor.

Atakum olduğu yerde sayıyor.

İmar planlarıyla su baskınlarının önüne geçilemiyor. Geçilecekse her site projesine dalgıç ve bot bulundurma şartı da getirilmeli. Zira, koca koca projelerin bahçeleri her yağmurda göle ya da havuza dönüyor. İnsanlar binalarından çıkıp sokağa adım atamıyor.

Yazmak, çizmek hukuki gereklerin hesabını savuşturabilir. Ancak, insani ve vicdani sorumluluğu kaldırmaz.

“Kaldırımdaki hatadan dolayı ayağı takılıp düşenden hesap sorulacağını hesap edenler” yazmayla vicdanlarını rahatlamayacaklarını da biliyordur.

Dergi Haberexen’in 12 ay önce kapağına taşıdığı “Sel gitti izi kaldı mı?” dosyası Samsun’un muhataplarının tamamına hitap ediyor. Hala taptaze hala güncel…

Bugün arşivi işaret ederek “Haberexen 1 yıl önce yazmıştı” demek istemezdim. Ama yazmıştık. 

  • Yorumlar 2
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Yazarın Diğer Yazıları
    Tüm Hakları Saklıdır © 2008 Haber Exen | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : 0.362. 432 64 64 Faks : 0.362. 435 47 77